Fortaleza‘dan sonra Brezilya sahillerindeki ikinci durağımız Recife oldu. Gezdiğimiz enteresan yerlerden biriydi Recife. Çok güzel bir plaj, ama arkası tamamen gökdelenlerle dolu. Gerçi Güney Amerika’da yaygın diyebileceğimiz bu duruma zamanla alıştık.
Evinde kaldığımız çift Boa Viagem adlı semtte yaşıyordu. Upuzuuun plajın olduğu yer yani. Eşyalarımızı bırakıp biraz muhabbet ettikten sonra plaja inelim dedik ama gördük ki kimse denize girmiyor. Plaj köpekbalığı uyarıları ile dolu. Meğer Recife dünyanın en çok köpekbalığı saldırısı olan yerlerinden biriymiş. İşin aslı şöyleymiş. Recife adını plajın biraz ilerisindeki resiflerden alıyormuş. Bu resiflerin arkasında köpekbalıklarının hem yuvaları hem de beslenme alanları varmış. Geçtiğimiz yıllarda Recife’ye yeni bir liman yapmışlar ve bu limanın inşaatı sırasında resiflere zarar vermişler. Yuvaları ve beslenme alanları yıkılan köpekbalıkları da o zamandan sonra saldırır olmuş. Neredeyse bilek hizasındaki suda bile köpek balıkları saldırıyor, diyorlar. Deniz görünce duramam, illa ki yüzmem lazım, diyenlere de gel gitte suların çekildiği zaman denize girmeleri öneriliyor.

Porto de Galinhas
Patagonya kışından sonra Brezilya sahillerine ulaşıp da denize girememek hayal kırıklığı yaşatsa da ev sahiplerimizin önerisiyle Recife’nin yakınlarındaki Porto de Galinhas adlı kasabaya gittik. Kasabanın adının anlamı tavuk limanı. İsmine yakışır şekildeki telefon klübelerinin hastası oldum. 🙂

Ufak bir kasaba, deniz güzel ve eğlenceli. Porto de Galinhas’ta da deniz resiflerle dolu. Gel git sırasında sular çekildiğinde resiflerin içinde doğal havuzlar oluşuyor ve içinde yüzlerce tropik balık dans ediyor.




Tabatinga Amazonlar’ın artık iyice içinde olduğu için sıcaklık ve nem felaketti. Neyse ki otel odamızda klima vardı. Otele eşyaları atıp Kolombiya tarafına geçtik. Bir kaç saatliğine de olsa Kolombiya topraklarına ayak basmış olduk böylece. Üçlü sınır komik bir durum. Hop Brezilya’da hop Kolombiya’da olabiliyorsunuz. Dolar bozdurmak için mesela Kolombiya tarafına geçiyorduk, kur orada daha iyiydi. Gidiş geliş için de yürümek de mümkündü motor taksilere binmek de.
