Kategori arşivi: PLANLAMA & HAZIRLIK

HAYATIMIZI NASIL DEĞİŞTİRDİK?

Şu anda 3 haftalığına Uruguay’da bir çiftlikteyiz. Sabahları tavuk ve kedileri besliyor, akşamları ise bahçeyi suluyoruz. Günün büyük kısmını istediğimiz gibi kullanabiliyoruz.

hayatını değiştirmek Peki 1,5 yıl önce yabancı şirketlerde masabaşında çalışan kariyeri iyi giden mühendisler iken bu noktaya nasıl geldik? Hayatımızı nasıl değiştirdik?

hayatımızı nasıl değiştirdik

Aslında bu hikaye göründüğünden daha eski. 2010 yılında işlerimizden istifa edip ayrılmış, hayalimiz olan Güney Amerika gezisini gerçekleştirmiştik. Arabamızı yenileyeceğimiz parayı bu gezi için harcamış, gezide de ekonomik davranmamız sonucunda 6 ay gezebilmiştik. Sonra memlekete dönüp kariyerlerimize devam ettik.

hayat tarzı

Sonraki 4-5 yıl içinde yıllık izinlerimizde ve her fırsatta başka geziler de yaptık, çok sayıda gezgini de evimizde ağırladık. Artık ekonomik ve uzun seyahatlerde uzmanlaşmıştık ve hayata bakışımızı değiştirdiğini düşündüğümüz deneyimler yaşadık. Kazancımızı nerde nasıl yeni deneyimler yaşarız diye düşünerek değerlendiriyor, artık daha fazla eşyaya, statüye vs sahip olmanın değil, bizi daha fazla mutlu eden şeylerin, anın ve anıların peşinde koşuyor, başka bir hayat tarzı hayali ile yaşıyorduk. Hayatını değiştirmek imkansız olmamalıydı.

İş hayatının stresi, haftasonlarının bir türlü gelmek bilmemesi, bedenimizin istemediği bir saatte çalar saatle uyanmaya zorlanması, başka yerler görme isteği, başka bir hayat tarzına ve hayatımızın bize dayattığından başka değerlere önem vermemiz, ülkede bize rahatsızlık veren şeylerin artık kişisel hayatımızın da önüne geçmesi vs derken artık farklı bir hayat yaşamanın zamanı geldiğini düşündük.

2015 yılının ortalarında işlerimizden bir kez daha istifa ettik. Evimizi ve arabamızı sattık. Eşyalarımızın nerdeyse tamamını dağıttık. Özel eşyalarımızı sadece birkaç koliye kadar indirgedik, birer sırt çantası hazırladık ve Eylül ayında tek yön bir biletle Tayland’a uçtuk.

Bir süre, daha önce görmediğimiz Güneydoğu Asya ve Uzakdoğu’da gezecektik. Yorulunca sevdiğimiz bir yere yerleşecek, sonrasına ise o zaman karar verecektik. Benzer bir iş hayatına girip kısır döngüye girmemek için ise geçimimizi sağlayacak yeni beceriler kazanmalıyız diye düşündük.

Önce geçimimizi sağlamak için mevcut mesleklerimizden başka bir becerimiz olmadığını düşündük, korktuk. Daha sonra ise aslında yıllardır öğrendiğimiz, bildiğimiz, hobi olarak yaptığımız birçok şeyi geliştirerek geçimimizi sağlayabileceğimizi düşünmeye başladık. Birçok farklı konuda derin birikimimiz ve tecrübemiz olduğunu farkettik.

Asya’da 14 ayda 14 ülke gezdik. Yerlilerin evinde kaldık, sokaklarda yemek yedik, motorsikletle binlerce kilometre kafamıza göre yol aldık. Çok arkadaş edindik. Eski arkadaşlarımızla karşılaştık. Yeni hayaller kurduk. Bulunduğumuz şartların değil, bizim o şartlarda kendimize nasıl bir ortam yaratacağımızın önemli olduğunu farkettik. Dünyaya bakışımız yine değişti. Maddi birikimimizin bir kısmını harcadık ama manevi olarak çok şey kazandık. Farklı insanlar haline geldik.

Bu arada “Bi Gezip Gelelim Biz” adlı blogumuz ve facebook sayfamız popülerleşti, biraz bilinir olduk. Ancak sponsorluklar almayı, destek toplamayı veya blog üstünden para kazanmayı zaman zaman istesek de zamanla işe dönüşüp seyahatin heyecanını alır korkusuyla bir türlü o açıdan yaklaşamadık. Amatör bir blog olarak devam ettiriyoruz.

Bu 14 ay içinde, lokasyondan bağımsız olarak yapabileceğimiz, geçinmemize yarayabilecek bazı beceriler geliştirmeye çalıştık. Kurslar aldık, denemeler yaptık, değişik işlerde çalıştık. Öyle işlerimiz olmalıydı ki, bir yere yerleşsek de, her sene lokasyon değiştirsek de geçinebilelim.

Asya’da yüzlerce şehir, köy, kasaba ve binlerce insan tanıdıktan, onbinlerce kilometre yol gittikten ve binlerce balıkla onlarca dalış yaptıktan sonra yorulduk. Kendi evimiz olmasını özledik. Bir yere gidelim ve evimiz olsun dedik. Biraz düşündükten sonra Güney Amerika aşkımızın kabarmasıya 2016 Aralık başında Uruguay’a geldik.

Uruguay’da eski dostlarımız karşıladı bizi. Çevre yapmaya başladık. Kültüre ve dile yabancı olmadığımız için kolay bir başlangıç oldu. Kalıcı bir yer bulana kadar birkaç adres değiştirdik. İş güç geçim derdine girene kadar tatil kafasında takıldık, biraz da çalıştık.

Bu arada arkadaşımızın arkadaşının kendisi seyahatteyken çiftliğine birkaç haftalığına göz kulak olacak birilerini aradığını duyduk. Uruguay’da bir çok sey tanıdıklar aracılığıyla yürüyor. Kiralık bir ev bulana kadar bizim için süper fırsat oldu, Uruguay’ın kırsal hayatını da merak ediyorduk zaten.

Bu süreçte ben bir yandan çevirmenlik yaparken bir yandan da tam istediğim gibi part-time İngilizce öğretmenliği işi buldum. Uzun süredir buna hazırlanıyordum ve ufak ufak başlamıştım bile zaten. Gülen de zaten bir süredir gezi yazarlığı yapıyordu, buna daha önce hobi olarak yaptığı editörlüğü de ekledi. Belki ufak tefek başka işler de yaparız, geçinecek kadar.

Bir yandan da İspanyolcamızı geliştirmeye çalışıyoruz. Zaten İspanyolca konuşulan bir yerde yaşayınca günlük konuşmalar sayesinde geliştirebiliyoruz dili. Bir süre sonra Preply gibi bir platform üzerinden İspanyolca dersi almayı da düşünebiliriz.

2017’yi Uruguay’da geçireceğiz. Bol bol bisiklet süreceğiz, arkadaşlarla yiyip içeceğiz, plajda balina izleyeceğiz. Böyle basit beklentilerimiz var. Bu yıl geçsin sonrasına bakarız. Şimdilik bahçe sulayıp kediler ve tavuklarla ilgileniyoruz 🙂

hayat tarzı hayat tarzı

Murat

TAIPEI / TAYVAN

Taipei’ye seyahatimiz biraz olaylı başladı. Vardığımız gün felaket bir yağış varmış  ve havaalanı alt üst olmuş. Bu da uçağa gelen otobüsten pasaport sırasına hatta şehre giden otobüslere kadar her şeye yansımış. Normalde 1819 numaralı otobüsle şehre ucuz bir şekilde ulaşmak mümkünken taksi kullanmak zorunda kaldık. Uber bile talebe yetişemedi. Bir sürü aksaklık yaşadıktan sonra hostumuz Queenie ve Nemo’larının evine varışımız gece 04:00’ü buldu. Ve o saatte bile sokakta tek başına bisiklet süren kadınlar gördük. Ülke çoooook güvenli.

TAIPEI / TAYVAN yazısına devam et

FİLİPİNLER GEZİ REHBERİ

Filipinler enteresan bir ülke. İspanyol ve Amerika sömürgesi olmuş farklı dönemlerde. Bu sebeple hem Latin etkileri hem de Amerika etkisi hissediliyor. İnsanları kıpır kıpır, şarkı söylemek, şakalaşmak, çılgınlık onlarda 🙂 Bir yandan da Amerikan kültüründen gelen basketbol sevgisi ve fast food var. Yemekler genelde ya kızartma ya da fast food. Bu yüzden Filipinler sağlıklı yemek arayan düşük bütçeli gezginler için zorlu bir rota olabilir.

Basketbol ise şaşırtıcı derecede yaygın. Her yerde bir pota, her yerde basketbol oynayan gençler görmek mümkün.

IMG_5665 (Medium)

Amerikan sömürgesi olmaları İngilizce konusunda baya işe yaramış. Hemen hemen herkes az da olsa İngilizce konuşuyor. Baya güzel aksanlı şakır şakır konuşanlar da az değil. Bu da Filipinler’de seyahati çoook kolaylaştırıyor. Filipinler’de farklı adalarda farklı diller konuşuluyor. En yaygın olanları Tagalog ve Cebuana. Tagalog komik bir dil. Dilin komiği olur mu demeyin. İçinde baya bir İngilizce barındırıyor bu dil. Film izlerken veya yan masada oturanların konuşmalarına kulak kabarttığınızda İngilizce başladıkları cümleleri Tagalog devam ettirdiklerine tanık oluyorsunuz. Cümlelerin yarısı İngilizce yarısı Tagalog oluyor. Cebuana ise daha çok İspanyolca kelimeler içeren bir dil.

Şehirler arası ulaşım otobüsle, tekneyle veya uçakla yapılıyor. Otobüs ve teknelerde koltuk aralıkları o kadar dar ki biz baya acı çektik. İşin enteresan tarafı Filipinliler de öyle minyon insanlar değil. Adalar arasında tekne ile geçiş mümkün olsa da uçakla 1 saatte gidebilecekken tekneyi seçerseniz 1,5-2 gününüzü ayırmanız gerekebiliyor. Çok ucuza uçak bileti bulmak mümkün. Özellikle Filipinler seyahati düşünenlerin Cebu Pacific‘in sayfasına göz atmasını öneririm.

Filipinlerde ulaşım

FİLİPİNLER GEZİ REHBERİ yazısına devam et

VİETNAM’DA MOTOR SATIN ALMAK VE MOTOR TURUNA GİRİŞ 101

Vietnam’ın çılgın trafiğinin içinde yer almak, dağları, sahilleri, kumulları, ufak köy ve kasabaları adım adım gezmek, yerel halkla kaynaşmak ister misiniz? Size bir haberimiz var, motor alıyorsunuz… Tabi motor tecrübeniz varsa 🙂

Öncelikle peşin peşin söylemek lazım, Vietnam trafiği Hindistan’dan sonra görebileceğiniz en çılgın trafik. Çok az sayıda araba var. Kalanı tamamen motor, kamyon ve otobüsten oluşuyor. Kamyon ve otobüsler “ben büyüğüm, çekilin uleyyn” modunda korna çalarak ama hiç fren kullanmayarak gidiyorlar. Motorlarsa her an her yerden çıkabiliyor. Böyle anlatınca tam bir kaos, bir manyaklık olarak görünse de zamanla trafiğin akışına alışıyorsunuz. Alışamayıp kaza yapan turist sayısı da az değil tabi :)) Sonuç olarak motor kullanımınıza güveniyorsanız bu işe girin, yoksa vazgeçin.

DSCN9563 (Medium)

Vietnam’da özellikle de Ho Chi Minh City ve Hanoi’de çılgın bir motor pazarı var. Bu pazarı ikiye ayırmak mümkün. Backpacker pazarı ve yerlilerin pazarı. Backpackerlar Vietnam’daki en kötü motorları kullanıyorlar 🙂 Ağırlıklı olarak satılan model Honda (çakma) Win. Genellikle 250 usd’ye bulmak mümkün. Özellikle hostellerde satın alacak motor bulmak oldukça rahat. Turunu bitiren ilan yapıştırıp motorunu satışa çıkartıyor. Motoru aldığınız fiyata, hatta daha fazlasına bile satma ihtimaliniz var.

motor satın almak

VİETNAM’DA MOTOR SATIN ALMAK VE MOTOR TURUNA GİRİŞ 101 yazısına devam et

KAMBOÇYA VİZESİ VE TAYLAND-KAMBOÇYA SINIR GEÇİŞİ

Güneydoğu Asya’ya yolu düşenler bilir, Kamboçya’ya karadan girmek isterseniz bir sürü alavere dalavere ile uğraşmak zorunda kalabilirsiniz. Biz böyle bir sorun yaşamak istemediğimiz için Kamboçya öncesinde vize almaya karar verdik.

İnternette Kamboçya vizesi verdiğini iddia eden bir dolu site var. Doğru adres burası. Pasaport bilgilerinizi girip kredi kartı ile ödeme yapıyorsunuz. 40$ ücreti var. Konsolosluktan alırsanız vize 30$ yani e-vize biraz daha pahalı ama biz o dönemde Myanmar’daydık ve Kamboçya öncesinde Bangkok’a  gidip bir gün fazladan harcamaktansa 10$ fazla vermek işimize geldi.

Vize ücretini öderken bir bahtsızlık yaşadık. Türkiye’deki telefon operatörünün Myanmar’daki operatörlerle anlaşması olmadığı için telefonumuz çekmiyordu ve kredi kartı ödemesi için gereken 3D secure şifresini alamadık. Ödemeyi Türkiye’den bir arkadaşımıza yaptırdık 🙂 Myanmar şartlarında Kamboçya vizesini online almak çok da kolay değilmiş… :))

Neyse sonuçta 1-2 gün içinde vize onayımız geldi. Vizenin çıktısını alıp sınırda kullanabildik. Renkli çıktıya bile ihtiyaç yok.

kamboçya vizesi

KAMBOÇYA VİZESİ VE TAYLAND-KAMBOÇYA SINIR GEÇİŞİ yazısına devam et

MYANMAR’A GİDECEKLERE TAVSİYELER

Myanmar Güneydoğu Asya seyahatimizin şimdiye dek en heyecan verici ülkesi oldu. Ülke daha bir kaç sene önce turizme açıldığı için çok bilinmeyen bir yer. İnternette de sayfalarca bilgiye rastlayamıyorsunuz veya 1 yıl önce yazılan bir şey bugün geçerli olmayabiliyor. Rehber kitaplar sürekli yeni basımlarını çıkartıyorlar çünkü Myanmar’da hayat hızla değişiyor. Bizim ülkeden ayrıldığımız gün yapılan seçimde ülkede rejim değişti örneğin 🙂 Okuduğunuz şeylerin artık değişmiş olabileceğini akıldan çıkarmamakta fayda var.

Bir yandan da turistler için hayat gittikçe kolaylaşıyor tabi. Myanmar’ın turizme açıldığı ilk yıllardaki gibi iki şehir arasında sürekli pasaport kontrolü yapılması gibi sıkıntılı durumlar aşılmış. Turizme, turistlere alışılmış.

myanmar

MYANMAR’A GİDECEKLERE TAVSİYELER yazısına devam et

MYANMAR VİZESİ

Myanmar, Türk vatandaşlarından vize istiyor ve ne yazık ki kapıda vize uygulaması da yok. Bu yüzden Bangkok’tan Myanmar vizesi aldık. İşlem çok kolay oldu.

myanmar vizesi

Bangkok’taki Myanmar Elçiliği’ne gidiş oldukça kolay. Surasak BTS istasyonundan yürüyerek bir kaç dakikada ulaşabiliyorsunuz. Erken gitmekte fayda var. Myanmar hemen hemen tüm ülkelerden vize istediği için başvuru sırası oldukça uzun oluyor. Neyse ki numeratör var, oturarak bekleyebiliyorsunuz.

MYANMAR VİZESİ yazısına devam et