FLORIANOPOLIS / BREZİLYA

Florianopolis Gezi Rehberi

17 – 21.03.2010

Foz do Iguaçu’dan 15 saatlik bir otobüs yolcuğununun ardından Florianopolis ’e geliyoruz. Floripa aslında bir ada ama 2 tane köprüyle anakaraya bağlanmış. 42 tane plajıyla tam bir tatil ve sörf cenneti.

Burada Max ve Olga’nın evinde kalıyoruz. Max ABD’li, internet üzerinden yazılım geliştiren ve 3-6 ayda bir yaşadığı şehri değiştiren şanslı biri. Olga ise Max’ın kız arkadaşı. Ukraynalı. O da sık sık ülke değiştiriyor. Hatta bir dönem Antalya’da tur rehberliği bile yapmış. Güney Amerika’da karşılaştığımız Türkçe’den biraz anlayan tek insan 🙂 Evlerinin bahçesinde küçük bir ev daha var. Biz orada kalıyoruz. Kendi evimiz gibi oluyor. Ev Campeche plajına çok yakın. Burası daha çok sörfçülerin takıldığı bir plaj çünkü oldukça dalgalı. Plaja yeşilliklerin arasından geçerek gidebiliyoruz…

florianopolis

İlk günümüzü şehir merkezinde tarihi kısımda geçiriyoruz. Merkez oldukça küçük. Kısa sürede gezip bitiriyoruz. Sonrasında sahilde uzun bir yürüyüş yapıyoruz. Onlarca insan sahilde koşuyor ve bisiklete biniyor. Güney Amerika genelinde karşılaştığımız bir şey bu. İnsanlar çılgınca spor yapıyor.

Lagünler ve Plajlar

Floripa’da 4 tane de lagün var. Bunlardan iki tanesi birbiri ile bağlantılı ve bu lagünlerin etrafı güzel cafe ve barlarla dolu. İkinci günümüzü lagünlere ayırıyoruz. Bir sürü kite surfing yapan insan var. Kite surfing cenneti burası. Lagünlerden birinin hemen arkasında kumullar (sand dune) var. Şehrin ortasında böyle bir şeyle karşılaşmak ilginç geliyor.

florianopolis

Lagünlerden Mole Plajına yürüyoruz. Burası Campeche’ye göre çok daha küçük bir plaj ama tesisleri olduğu için daha çok seviyorum ben. Denize –pardon okyanusa- giriyoruz. Mart ayında güneş ve deniz keyfi yapıyoruz. Sezon bittiği için çok az kişi bize eşlik ediyor.

Plaj sonrasında Max ve Olga ile buluşup adanın güneyine gidiyoruz. Amacımız deniz ürünleri yemek! Gittiğimiz yer küçük bir balıkçı kasabası. Buranın en eski lokantasına gidiyoruz. Bar do Arante. 50 yıldan eski. Duvarlarının her yerinde küçük kağıtlar asılı. Gelen herkes bir not yazıp bırakmış. Aslında lokantanın hikayesi de böyle başlıyor. 60’lı yıllarda burada kamp yapanlar arkadaşları onları bulsun diye notlar yazıp lokantaya bırakırlarmış. O günlerden beri de notlar gittikçe artmış.

Burada karışık bir menüyü sipariş ediyoruz. Yengeçle başlayıp midye, balık, peynirli istiridye ve karidesle devam ediyoruz. En son pilav ve patates kızartması geliyor. 2 kişilik yemekle 4 kişi rahatlıkla doyuyoruz. Yanında da bol bol bira içiyoruz. Fiyatlar Türkiye’ye göre oldukça makul. Kişi başı yaklaşık 30 TL ödüyoruz. Biz de notumuzu bırakıp eve dönmek üzere ayrılıyoruz.

Adanın kuzeyi

Son günümüzü adanın kuzeyine ayırıyoruz fakat hava yağmurlu olduğu için sadece gezmek ve istiridye yemekle yetinmek zorunda kalıyoruz. Adanın istiridyeleri meşhur ve peynirli olanları cidden mükemmel. Türkiye’ye dönünce evde denemeye karar veriyorum.

Eve dönerken geçtiğimiz yollardan biri kapalı olduğu için otobüs duruyor, biz de inip ne olduğuna bakıyoruz. Binlerce insan bir meydanda toplanmış Paskalya öncesi yürüyüş yapıyor. Hepsinin ellerinde mumlar var… Bazıları mor kıyafetler giyip başlarına tac takmışlar İsa’ya benzemek için. Hatta bu şekilde giyinmiş çocukları ve bebekleri bile görüyoruz.. Bir kısmı da ellerinde haç taşıyorlar. En önde ise vaaz veren din adamları var ve dev bir haç taşıyorlar. Eve dönüş yolunda alışık olmadığımız böyle bir şeyle karşılaşmak hoşumuza gidiyor. Bir süre sonra kalabalık ilerliyor ve yolumuz açılıyor. Biz de otobüsümüze binip eve dönüyoruz.

Akşam evde yemek yapıyoruz. Olga internette şakşuka tarifi bulmuş ve denemek istiyor. Bir Türk olarak hemen mutfağa dalıp şakşuka yapıyorum. İlk sefer için fena olmuyor. Max de pilav ve sosisli fasulye pişiriyor. Afiyetle yiyoruz.

Florianopolis genel olarak çok hoşumuza gidiyor. Yaz sezonu bittiği için kalabalık da azaldığından çok huzurlu zaman geçiriyoruz. Burada rahatça en az 6 ay veya 1 yıl yaşanabileceğini düşünüyoruz. Bir gün fırsat olursa neden olmasın?

Sonraki durağımız Montevideo/Uruguay olacak.

Gülen & Murat

03.04.2010

 

YORUMUNUZU BİZLE PAYLAŞMAK İSTER MİSİNİZ?

  1. Latin Amerika kızlarından hiç bahsetmiyorsunuz…. Doğal güzellikleri anlatmadan gezi olur mu kardeşim ?..

    Biraz araya esrarengiz şeyler katın, gizem katın, macera katın….abartın…reyting…reytingg….

  2. yazılarınızı keyifle okuyorum.
    gezip gördüğünüz sizin olsun, dönüşte yemek tariflerini getirmeyi unutmayın!:)

  3. ben en çok valla şimdiye kadarki yerlerden fesinopolisi sevdim 🙂 doğru yazdım mı onu da tam bilemiyorum.. oralarda yaşayalım midye,istirdye yiyip yan gelip yatalım…

    durmak yola devam…