Kategori arşivi: ARJANTİN

SALTA / ARJANTİN

Salta ’yı birkaç kelime ile özetlemek mümkün: şahane yemekler, kaktüsler, değişik ağaçlar, kaktüsler, fantastik doğal oluşumlar, kaktüsler, Engin ve kaktüsler… Aslında kısaca KAKTÜSLER…

CIMG4174

Buenos Aires’ten alıştığımız üzere yine uzun bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu sefer kaktüslü (kaktüs resimli 🙂 ) otobüslerdeyiz. Ne de olsa her yer kaktüslerle dolu olacak. Güney Amerika’da geçen 3 aylık sürede birbirimizden başka tanıdık kimseyle karşılaşmamış, konsolosluk dışında neredeyse kimseyle Türkçe konuşmamıştık. Şimdi Salta ’da Engin Kaban’la buluşacaktık, bizi bekliyordu. Salta’ya gittiğimizde yine kış olmasına rağmen oldukça güneşli bir havayla karşılaştık.

SALTA / ARJANTİN yazısına devam et

BUENOS AIRES – 2

Previously on bigezipgelelim.biz…

Kahramanlarımız pasaportlarını çaldırırlar, konsolosluk “Bi gezin gelin biz pasaportlarınızı hazırlarız.” der.. Kahramanlarımız bu arada Cordoba’nın keyfine varırlar fakat konsolosluktan ses çıkmamaktadır. Olaya el koymaya karar verirler ve Buenos Aires’e doğru 1000 km’lik yolculuk başlar. 1000 km dediğin nedir ki? Bugün var yarın yok…

Buenos Aires’e gelmeden Estefania ve Eric ile tekrar bağlantı kurduk. Bu sefer Estefania’nın evi uygun. Buenos Aires’in banliyölerinden birinde oturuyorlar. Ramos Mejia… Yine sıcak bir şekilde karşılanıyoruz.

CIMG3970

BUENOS AIRES – 2 yazısına devam et

CORDOBA / ARJANTİN

Uzunca bir ara vermiştim yazıya. Hem gezinin daha heyecanlı bir hal alması hem de gezerken blog yazmanın, özellikle de özenerek bir blog yazmanın harcattığı zamanın değerinden dolayı gezi sırasında yazmayı bırakmıştım. O dönemde Twitter teknolojisiyle de tanışmamıştık henüz… Bu kadar girizgahtan sonra bloga kaldığım yerden, Cordoba ‘dan devam ediyorum… Zaman zaman gözümün önüne gelen görüntüleri aktarmaya çalışacağı hatırladığım kadarıyla… Neyse ki fil hafızam var da hatırlıyorum bir sürü şeyi. Bazen de elimdeki broşür ve notlara bakıyorum…

Cordoba ’daki hostlarımız Federico ve Flor. Minik bir evleri var. Salonlarını bize veriyorlar. İkisi de mühendislik öğrencisi. Evlerine geldiğimizde onların hafızalarımızda ne kadar yer edeceğinin farkında değiliz henüz.

Cordoba ’da bizim için en büyük atraksiyon Dünya Kupası’ydı. Arjantin eleme maçlarının sonuncusunu oynuyordu. Kazanırsa çeyrek finale çıkacaktı. Dışarıda bir cafe’de Arjantinlilerle izlemeye gittik maçı. Tüm hostlarımız gibi buradaki hostumuz da futbol sevmiyordu!!! Peki bu futbol manyağı Arjantinliler neredeydi? Cafeler ve sokaklarda tabi ki…

CIMG3735b

CORDOBA / ARJANTİN yazısına devam et

SAN JUAN / ARJANTİN

 

San Juan ’da kalacağımız eve giderken içimden keşke birkaç aylık siyah bir yavru köpekleri olsa diye geçiriyorum. Eve giriyoruz, içeride bir minik. Simon. 2 aylık siyah yavru labrador!!! İçime doğmuş resmen.

Ev sahiplerimiz Ana ve Carmelo. Bizim gibi gezmeyi seven insanlar. Çok güler yüzlüler, hemen ısınıyoruz onlara. Evde Simon, Fidel (2 yaşında kızıl renkli köpek) ve Telma (15 yaşında bir köpek, yürüyüşü falan iyice yavaşlamış artık) ile yaşıyorlar. Fidel ve Telma bahçede, Simon içeride.

SAN JUAN / ARJANTİN yazısına devam et

MENDOZA / ARJANTİN

Mendoza Günleri

DİKKAT: Bu yazıyı aç karınla okumak bünyeye zararlıdır!! Hiç beklemediğimiz bir şekilde Mendoza bizim yemek başkentimiz haline geliyor. 3-4 gün kalırız diye geldiğimiz bu şehirde 10 gün kalıyoruz. Vaktimizin çoğu da yemek yiyerek, şarap içerek geçiyor. Burada Gabriel’in evinde kalıyoruz. Gabriel 3 arkadaşı ile birlikte kocaman bir evde kalıyor. Salonu da biz işgal ediyoruz.

İlk yemek maceramız Gabriel’in daveti üzerine onun işyerinde gelişiyor. Arjantin’in bağımsızlığının 200. Yılına denk geliyoruz. Bu yüzden 2 günlük resmi tatil ilan edilmiş. Gabriel’in işyerinde de bunu kutluyorlar. Aslında her hafta bir yemek yaparlarmış ama bu seferki Arjantin bayraklarının, mavi-beyaz süslemelerin altında gerçekleşiyor. “Carne a la olla” yapmışlar. Kazanda pişen soslu et. O kadar beğeniyoruz ki tabak tabak yiyoruz. Zaten herkes çılgınca yiyor. Birinci, ikinci, üçüncü servis derken kadınlar bile dördüncü tabaklarını yiyorlar. En son herkes yemeyi bırakıyor bir tek Murat devam ediyor 🙂 Aslında kibarlık yapıp doydum diyor ama yanımızdaki amca ısrar edince MECBUREN bir tabak daha yiyor. Gabriel’in işyeri eski tren istasyonunda. Arjantin’de oldukça geniş bir demiryolu ağı varken demiryolları işletmelerini durdurmuşlar. Yeni hükümetle demiryollarının –en azından bir kısmının- yeniden açılmasını planlıyorlarmış.

MENDOZA / ARJANTİN yazısına devam et

PATAGONYA #6: BARILOCHE / ARJANTİN

Bariloche Günleri

11 – 18.05.2010  Alıştığımız 30 saatlik yolculuklardan birini daha geride bırakıp Bariloche ’ye varıyoruz. Akşam olmuş bile. Yeni evimiz şehir merkezinden 6 km uzakta. Otobüse biniyoruz, doğru durakta indikten sonra macera başlıyor. Evimiz haritada yer almıyor ve indiğimiz durağın yanında bakkal, manav gibi adres sorabileceğimiz kimse de yok. Tahmin yürütüp bir yöne doğru yokuş çıkmaya başlıyoruz. Bir kez daha bol yokuşlu bir evde kalacağız anlaşılan. Zaten tahminimce CS üyeleri özellikle yokuş tepelerinde oturuyorlar bize zorluk olsun diye. Denediğimiz yokuş sonuç vermiyor, aşağı iniyoruz. En sonunda bir evin kapısını çalıp adres soruyoruz. Telefon rehberi gibi bir şey getirip oradan haritaya bakıyorlar ve en sonunda evi haritada bulabiliyoruz. Yine bir yokuşun en üst evindeyiz!

Evimiz bahçeli, sakin, huzurlu. Burada Gustavo ve sevgilisi ile kalacağız. Evin en büyük özelliği Gustavo tarafından yapılmış olması. Gustavo mimar ya da inşaat mühendisi falan değil. Yavaş yavaş başlamış evi yapmaya. İki yılda da oturacak hale getirmiş. Biz gittiğimizde hala evde bir takım düzenlemeler yapıyordu.

devam eden tavan arası inşaatı

PATAGONYA #6: BARILOCHE / ARJANTİN yazısına devam et

PATAGONYA #5: EL CALAFATE / ARJANTİN

El Calafate Günleri

07.05.2010 – Cuma

Puerto Natales’ten El Calafate ’ye giden yol Arjantin’in ünlü Ruta 40’ından geçiyor. Ruta 40 Arjantin’i kuzeyden güneye giden bir yol. 5000 km’nin üzerinde. Yolun çoğu asfalt değil. O yüzden “I survived Ruta 40” yazılı hediyelik eşyalar bulabilmek mümkün!! 🙂

patagonya

Ne yazık ki biz o kadar şanslı olamıyoruz ve otobüsümüz yolda bozuluyor. İngilizce’de “in the middle of nowhere” derler ya… Tam öyle bir yerde kalakalıyoruz. 2-3 saat boyunca şoförümüz aşağıda arabayı tamir etmeye çalışıyor, lastikler çıkıyor, çabalıyorlar ama olmuyor.

PATAGONYA #5: EL CALAFATE / ARJANTİN yazısına devam et