Tabatinga’dan bindiğimiz kargo gemisi 4 günlük bir yolculuktan sonra bizi Amazon Nehri’nin ortasında dev bir limana yanaştırdı, Manaus limanı. Amazon Nehri’nde bu kadar büyük bir şehirle ve limanla karşılaşmayı beklemiyorduk doğrusu. Manaus’ta konaklamak için couch surfing’den host bulmuş olmamız büyük şanstı. Lokal birileri ile şehri keşfetmek oldukça eğlenceli olacaktı. Bir yandan da coğrafi şartların insanların algılarını nasıl etkilediğinin çok keyifli bir örneğini yaşadık yanında kaldığımız aileyle.. Bu kısma sonra geleceğim.


Şehre iner inmez ilk yaptığımız şey hastaneye gidip sıtma olup olmadığımız konusunda test yaptırmaya çalışmak oldu. Ama herhangi bir belirti yokken bir test yapmıyorlarmış. Boşuna gitmiş olduk. Bu arada hastanenin ambleminin sivrisinek olması da son derece manidardı. Hostumuza kargo gemisinde bir kızın sıtmaya yakalandığını söyledik, aa ne sıkıcı, bir hafta hastanede yatması gerekecek, dedi. Sıtma hayatın gerçeklerinden biri ama onlar için korkulacak bir şey de değil belli ki.
Tabatinga Amazonlar’ın artık iyice içinde olduğu için sıcaklık ve nem felaketti. Neyse ki otel odamızda klima vardı. Otele eşyaları atıp Kolombiya tarafına geçtik. Bir kaç saatliğine de olsa Kolombiya topraklarına ayak basmış olduk böylece. Üçlü sınır komik bir durum. Hop Brezilya’da hop Kolombiya’da olabiliyorsunuz. Dolar bozdurmak için mesela Kolombiya tarafına geçiyorduk, kur orada daha iyiydi. Gidiş geliş için de yürümek de mümkündü motor taksilere binmek de.

