PATAGONYA #4: PUERTO NATALES / ŞİLİ

Puerto Natales ve Torres del Paine Günleri

04.05.2010 – Salı

Yeni durağımız Şili’nin Puerto Natales kasabası. Buranın önemi Torres del Paine milli parkı. Hatta Şili’nin en önemli turistik aktivitesi.Her yıl binlerce turist buradaki trekking rotalarını yapmak için geliyor. En ünlü rota ise 4-5 gün süren W rotası.

Burada çok enteresan bir yerde kalıyoruz. Yine CS’den bulduk ama burası biraz hostel gibi. Evde aynı anda 10-15 CS üyesi kalabiliyor. Aile geçimini biraz buna bağlamış. Her gece CS’den birileri tüm aile ve misafirler için yemek yapıyor, yemek yapmazsa da ailenin kumbarasına para atıyor.

Eve geldiğimizde evin küçük kızı –ki ancak ilkokul 1. Sınıfa gidiyodur- bize tanıtım yapıyor. Çocuklar öyle alışmışlar ki evde 72 milletten insan olmasına. Küçük kızın dışında 3 tane de oğulları var. Evdeki herkes birbirinden garip. Bir de üç ayaklı tripod köpek var. Bir ay önce doğum yapmış, üç tane yavrusu olmuş. Çocuklar yavruları severken Elmyra’ya dönüşüyorlar.

köpecik yavrusu ve ben

PATAGONYA #4: PUERTO NATALES / ŞİLİ yazısına devam et

PATAGONYA #3: PUNTA ARENAS / ŞİLİ

Punta Arenas Günleri

30.04.2010 – Cuma

Ushuaia’dan Punta Arenas ’a gidecek otobüsümüz sabah 5’te!!!!. Ushuaia gibi soğuk bir yerde bu kadar abuk bir saatte otobüse binecek olmak hiç de hoşumuza gitmiyor. Üstelik bir terminal de yok. YPF benzinliğinin önüne otobüsün gelmesini beklememiz gerekiyor. Bileti satan eleman otobüs saatinden bi 10-15 dk erken gitmemiz gerektiğini, bazen otobüsün erken kalktığını söylüyor!!!!!

Biraz yürüyüp biraz koşarak aynı zamanda donarak, yarı yolda taksi yakalayarak otobüsün geleceği yere gidiyoruz. Beklerken yanımıza Amerikalı bir kız geliyor. Kız o soğukta incecik yazlık tayt, converse ayakkabı üstüne de tshirt ve kot ceket giymiş, titriyor. Beni gördüğü anda kulaklıklarımı nereden aldığımı soruyor. Her yerini soğuktan korumuş da sanki bir kulakları kalmış!!

Otobüsümüz yine Rio Gallegos’ta aktarma yapıyor. Tekrar sınır geçiyoruz, tekrar feribotla Macellan Boğazı’nı geçiyoruz. Ushuaia’ya geldiğimiz güne göre hava daha da soğuk.

macellan boğazı

PATAGONYA #3: PUNTA ARENAS / ŞİLİ yazısına devam et

PATAGONYA #2: USHUAIA / ARJANTİN

Ushuaia Günleri

20-21.04.2010 – Salı & Çarşamba Oldukça uzun sürecek Ushuaia yolculuğumuz başlıyor. Otobüsün en önünde oturabilmek uğruna önce Trelew’e gitmemiz gerekiyor. Herhangi bir aksilik yaşamamak için Trelew’e erken gidiyoruz. Yaklaşık 1-2 saatlik boşluğumuz var. Ben o arada Murat’ı eşyalarla otogarda bırakıp Casino’ya gidiyorum. 🙂 10 dk sonra ayırdığım parayı – yaklaşık 4 TL- bitirip geri dönüyorum.

Yolumuz toplam 35 saat sürecek. Rio Gallegos’a kadar Andesmar firmasıyla gidiyoruz. Yol o kadar etkileyici ki. Yüzlerce kilometre yolu boşlukta gidiyoruz sanki. Patagonya bozkırları, dümdüz giden yol, nadiren geçen arabalar, guanacolar, nandular ve büyük yırtıcı kuşlar.. Bir türlü bitmeyen bu yol bize keyif veriyor. Pek çok şey düşünme fırsatımız oluyor. Hayatımızın en etkileyici anlarından birini daha yaşıyoruz. Otobüs firmamız bizi eğlendirmek için elinden geleni yapıyor. Ard arda filmler izliyoruz, arada yemek geliyor ve hatta otobüste BINGO oynatıyorlar. 🙂

PATAGONYA #2: USHUAIA / ARJANTİN yazısına devam et

PATAGONYA #1: PUERTO MADRYN / ARJANTİN

09.04.2010 – Cuma

Buenos Aires’ten 22 saat yolculuk sonrasında Puerto Madryn ’e varıyoruz. Puerto Madryn ‘le beraber Patagonya‘ya da girmiş oluyoruz. Yol boyunca yiyecek kontrolü yapıldığı için  internette yazandan 4 saat daha geç geliyoruz. Yiyecek kontrulü her tür sebze, meyve, et ve süt ürününün Patagonya’ya girmesini engellemek için yapılıyor. Burada olmayan genlerin ve türlerin, mikropların ve haşerelerin girişini engellemek istiyorlar. 5-6 kere duruyoruz. Hatta bir seferinde görevli köpekle biniyor ve köpek tek tek koltukları koklamaya başlıyor. Yine de birkaç portakal dışında bir şey bulamıyorlar. Bizim koltuğun altındaki meyveler, krem peynirler ve hatta bacon önce Patagonya’ya sonra da midelerimize girmeyi başarıyor.

şili sınır geçişi
kontrol noktalarından biri…

PATAGONYA #1: PUERTO MADRYN / ARJANTİN yazısına devam et

BOCA JUNIORS MAÇI

4 Nisan 2010

Bugün büyük gün. Boca Juniors – Rosario Central maçına gideceğiz. Futbol maçlarına gitmeyi ve tribün kültürünü seven insanlar olarak, dünyanın en ünlü takımlarından ve coşkulu tribünlerinden biri olan Boca Juniors ‘u izlemeyi ve dünyanın rakip takımı en çok “korkutan” stadyumu olarak bilinen La Bombonera‘yı görmeyi çok istiyorduk.

Günlerdir maçla ilgili bilgi bulmaya çalışıyoruz. Maç biletlerinin sadece maç günü 09:00 – 15:00 arasında stadyumda satıldığını öğreniyoruz. Karşılaştığımız ya da yazıştığımız pek çok insan maçın tehlikeli olduğunu, zaten turist olduğumuz için bizim bilet bulamayacağımızı söylüyor. Tribünde turistlerin ceplerinde çok para olduğu düşünüldüğü için sık sık soyulduklarını duyuyoruz. Yine de şansımızı denemeye karar veriyoruz.

Sabah 08:45 gibi stadyuma gidiyoruz. Şimdiden 50 kadar insan gelmiş ve bilet sırasında bekliyor. Biz de onlara katılıyoruz. Turist olduğumuz anlaşılmasın diye pek konuşmamaya çalışıyoruz. Maç sırasında çıkabilecek olaylarsa bizi korkutmuyor. Ne de olsa Türkiye’de gittiğimiz her maçta olay çıkmasına alışkınız. 🙂

Bilet sırası

BOCA JUNIORS MAÇI yazısına devam et

Hayallerimizin Peşinde…