Kategori arşivi: GÜNEY AMERİKA

CORDOBA / ARJANTİN

Uzunca bir ara vermiştim yazıya. Hem gezinin daha heyecanlı bir hal alması hem de gezerken blog yazmanın, özellikle de özenerek bir blog yazmanın harcattığı zamanın değerinden dolayı gezi sırasında yazmayı bırakmıştım. O dönemde Twitter teknolojisiyle de tanışmamıştık henüz… Bu kadar girizgahtan sonra bloga kaldığım yerden, Cordoba ‘dan devam ediyorum… Zaman zaman gözümün önüne gelen görüntüleri aktarmaya çalışacağı hatırladığım kadarıyla… Neyse ki fil hafızam var da hatırlıyorum bir sürü şeyi. Bazen de elimdeki broşür ve notlara bakıyorum…

Cordoba ’daki hostlarımız Federico ve Flor. Minik bir evleri var. Salonlarını bize veriyorlar. İkisi de mühendislik öğrencisi. Evlerine geldiğimizde onların hafızalarımızda ne kadar yer edeceğinin farkında değiliz henüz.

Cordoba ’da bizim için en büyük atraksiyon Dünya Kupası’ydı. Arjantin eleme maçlarının sonuncusunu oynuyordu. Kazanırsa çeyrek finale çıkacaktı. Dışarıda bir cafe’de Arjantinlilerle izlemeye gittik maçı. Tüm hostlarımız gibi buradaki hostumuz da futbol sevmiyordu!!! Peki bu futbol manyağı Arjantinliler neredeydi? Cafeler ve sokaklarda tabi ki…

CIMG3735b

CORDOBA / ARJANTİN yazısına devam et

SAN JUAN / ARJANTİN

 

San Juan ’da kalacağımız eve giderken içimden keşke birkaç aylık siyah bir yavru köpekleri olsa diye geçiriyorum. Eve giriyoruz, içeride bir minik. Simon. 2 aylık siyah yavru labrador!!! İçime doğmuş resmen.

Ev sahiplerimiz Ana ve Carmelo. Bizim gibi gezmeyi seven insanlar. Çok güler yüzlüler, hemen ısınıyoruz onlara. Evde Simon, Fidel (2 yaşında kızıl renkli köpek) ve Telma (15 yaşında bir köpek, yürüyüşü falan iyice yavaşlamış artık) ile yaşıyorlar. Fidel ve Telma bahçede, Simon içeride.

SAN JUAN / ARJANTİN yazısına devam et

SANTIAGO / ŞİLİ

Santiago ’ya gece varıyoruz. Valparaiso’dan gelen otobüsler ana terminalde durmuyor, yol üstünde bir yerde bırakıyor. Neyse ki metroya çok yakın bir yerde indiğimiz için hemen metroya atlıyoruz. Santiago büyük şehir olduğunu daha ilk anda metrosu ile belli ediyor. Geniş bir metro ağı var ve metro çok temiz ve düzenli. Durakların her biri farklı şekilde dekore edilmiş. Bilet için yoğun ve sakin saatlerde farklı fiyat ödeniyor. Bilet fiyatları Buenos Aires metrosunun yaklaşık 3 katı pahalı, yani yaklaşık 1,5 TL! Metronun en enteresan yanı ise tekerleklerinin metal değil otomobil gibi lastikli olması!!

SANTIAGO / ŞİLİ yazısına devam et

VALPARAISO / ŞİLİ

Bir kez daha bütün çantalarımız aranarak Şili’ye giriyoruz, “caracoles” (salyangoz) denilen sınır ve dağ geçişinden yavaş yavaş And Dağları’nı iniyoruz. Her virajı numaralandırmışlar. Ben 23 numaralı virajı yakalayabiliyorum. 23’ten fazla da viraj olabilir. Valparaiso Şili’nin sahil şehirlerinden birisi. Asansörleriyle, resimli duvarlarıyla Şili’nin en turistik yerlerinden birisi.

İlk hostumuz Hernan. Valparaiso ’nun üniversite semtinde eski bir konakta oturuyor. Zaten kendisi de üniversitede hoca. Evi görünce çok seviniyoruz çünkü resimli duvarları ve eski yapısıyla tam bir Valparaiso evi. Hernan burada abisi ile kalıyor. Konakta 14-15 tane oda var. Bunların bir kısmını öğrencilere kiralamışlar, bir kısmında kendileri kalıyorlar. Biri de bizim oluyor.

VALPARAISO / ŞİLİ yazısına devam et

MENDOZA / ARJANTİN

Mendoza Günleri

DİKKAT: Bu yazıyı aç karınla okumak bünyeye zararlıdır!! Hiç beklemediğimiz bir şekilde Mendoza bizim yemek başkentimiz haline geliyor. 3-4 gün kalırız diye geldiğimiz bu şehirde 10 gün kalıyoruz. Vaktimizin çoğu da yemek yiyerek, şarap içerek geçiyor. Burada Gabriel’in evinde kalıyoruz. Gabriel 3 arkadaşı ile birlikte kocaman bir evde kalıyor. Salonu da biz işgal ediyoruz.

İlk yemek maceramız Gabriel’in daveti üzerine onun işyerinde gelişiyor. Arjantin’in bağımsızlığının 200. Yılına denk geliyoruz. Bu yüzden 2 günlük resmi tatil ilan edilmiş. Gabriel’in işyerinde de bunu kutluyorlar. Aslında her hafta bir yemek yaparlarmış ama bu seferki Arjantin bayraklarının, mavi-beyaz süslemelerin altında gerçekleşiyor. “Carne a la olla” yapmışlar. Kazanda pişen soslu et. O kadar beğeniyoruz ki tabak tabak yiyoruz. Zaten herkes çılgınca yiyor. Birinci, ikinci, üçüncü servis derken kadınlar bile dördüncü tabaklarını yiyorlar. En son herkes yemeyi bırakıyor bir tek Murat devam ediyor 🙂 Aslında kibarlık yapıp doydum diyor ama yanımızdaki amca ısrar edince MECBUREN bir tabak daha yiyor. Gabriel’in işyeri eski tren istasyonunda. Arjantin’de oldukça geniş bir demiryolu ağı varken demiryolları işletmelerini durdurmuşlar. Yeni hükümetle demiryollarının –en azından bir kısmının- yeniden açılmasını planlıyorlarmış.

MENDOZA / ARJANTİN yazısına devam et