TOUR OF DENMARK – PART 1

Danimarka’yı hep bisiklet cenneti olarak bilirdik ama daha çok gözümüzün önüne şehir içinde bisiklet süren Danimarka’lı kızlar gelirdi 🙂 Gitmeden önce biraz ülkedeki bisiklet yollarını araştırınca doğru bir seçim yaptığımızı anladık. Neredeyse bütün ülke bisiklet yollarıyla kaplı…

Danimarka’ya varışımızın ertesi günü Kopenhag’da Gran Fondo vardı. Velotürk de yarışacaktı. Aslında starta gidip destek vermeyi çok istiyorduk fakat Roskilde’de kalınca, yarış da sabah 8 gibi bir saatte start alınca kalkıp gitmek zor geldi. Yarışa gidemedik. Öğleden sonra Kopenhag’a gittiğimizde yarışını tamamlayıp trenle evine dönmeye çalışan bisikletlileri gördük bol bol.

2 Haziran Pazartesi benim bisikleti aldıktan sonra Roskilde’ye gelip Murat’a bisiklet kiraladık. Gittiğimiz eleman (Erik) normalde sadece dağ bisikleti kiralıyor. Evinin bahçesinde baraka tipi bir dükkanı var. Bu işi biraz hobi olarak yapıyor ve işini çok seviyor. Evi güzel, bahçesi güzel, işi güzel.. Kıskanılacak bir insan… Duvara da asmış Cannondale Supersix Evo’sunu, mutlu mesut yaşıyor. Neyse tam MTB’yi kiralarken kenarda bir yol bisikleti görüyoruz. Meğer elemanın kışın kullandığı yol bisikletiymiş. Yazları Cannondale’i kullanıyormuş. Murat’a isterse onu da kiralayabileceğini söylüyor, kadro da Murat’a uyuyor ve iki yol bisikleti ve bir kaç bisiklet yolu haritası ile dükkandan çıkıyoruz.

Roskilde belediyesi bisiklet yolları için ufak haritlar hazırlamış. Romantik tur vs diye de isimler vermiş turlara.. Genelde 30-40 km uzunluğunda turlar. Biz bunların 1-2 tanesini birleştirecek şekilde rotalar hazıradık kendimize. Garminlerimize de kaydettik. Tur yaparken yolumuzu bu şekilde bulduk.

3 günümüzü bisiklete ayırabildik. Rotalara aşağıdaki linklerden bakabilirsiniz. Turları uzun uzun anlatmak yerine fotoğraflarını koyayım istedim. Sadece şunu söyleyebilirim ki, ülke çok düz.. :)) Mini mini eğimler var, sürekli bir iniş çıkış var ama çok kısa olduğu için rahatça çıkabiliyorsunuz yokuşları.

2 yerde QOM alarak kendimi Danimarka Kraliçesi ilan ettim bu turlarda. O segmentteki tek kadın kullanıcı olsam da bana ne QOM’lar benim 🙂 Bazı segmentlerde 10-15 kadın kullanıcı vardı bu arada. Keşke İzmir’de de öyle olsa da biz de biraz gaza gelsek, yarışsak hafiften…

1. gün – 78 km – toplam irtifa 705 m
http://www.strava.com/activities/149030687

En yorucu turumuzdu. Sık sık toprak ve çakıllı yollara surduk, ormanlara girdik çıktık. Ara ara bisikletleri elimizde taşımak zorunda kaldık. Şehir bisikleti ile çok daha rahat yapılacak bir turdu. Bazı yerlerde şehir bisikleti de gidemezdi tabi. Yine de lastik patlatmadan tamamladık.

danimarka ve bisiklet
Erik’in bahçesi.. Cumartesi akşamları burada mangallar, biralar…. Eleman bisikleti iade etmeye gittiğimizde dükkan kapalı olursa bisikleti bahçeye bırakmamızı istedi. Ne kadar güvenli…  Bu arada, benim bisikleti demonte etmek için gerekirse diye 15’lik anahtar bıraktı şu kuş yuvasına… İyi insan Erik…

TOUR OF DENMARK – PART 1 yazısına devam et

YURTDIŞINDAN BİSİKLET GETİRMEK

Uzun süredir hayalini kurduğum, heyecanla beklediğim bir tanecik, şekerden yapılma bisikletime sonunda kavuştum.

Bir süredir yol bisikleti alma planlarım vardı. Specialized alacağım kesindi. Hem hali hazırda kullandığım bisiklet de aynı markanın ve çok memnunum hem de SPC kadın spesifik dizayn (WSD) üzerinde başarılı bir marka. Kadınlar olarak uzun bacaklarımız ve kısa üst gövdelerimiz var. Ben de bunun baskın örneklerinden biriyim. Bacak boyuma göre bisiklet alsam “reach”im çok uzayacak, üst boru uzunluğuna göre alsam bacaklara kısa gelecek vs. Gerçi WSD sadece bir kandırmaca diyenler de var ama ben işe yaradığını düşünüyorum. Hatta uzun bacaklı, kısa gövdeli erkeklerin bile WSD bisiklet almasının uygun olduğunu düşünüyorum.

YURTDIŞINDAN BİSİKLET GETİRMEK yazısına devam et

TÜRKİYE BİSİKLET TURU 2014

Bu sene Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu‘nun (Türkiye Bisiklet Turu) zamanlaması o kadar iyiydi ki, etapları rahatça izleme fırsatı bulduk. TUR’dan sonra da deli bir yoğunluk başladı ve yazıyı ancak yazabiliyorum.

Bu sene ilk etap dışında hiç birini televizyondan izleme şansı bulamadım. Yayın saatleri tam mesaiye denk geliyordu. Eurosport’ta da akşamları tekrar yayını olmadı sanırım. Sanırım diyorum çünkü Eurosport Türkiye’nin web sitesindeki yayın akışı sayfasını kaldırdılar. Nasıl bir akla hizmet böyle bir şey yapıldı bilemiyorum.

Türkiye Bisiklet Turu öncesinde web sitesinde bir fotoğraf yarışması yapıldı. Annemin de desteğiyle 8 tasarımla yarışmaya katıldım ama ne yazık ki kazanamadım. Kazananlardan biri VIP araç içerisinde Türkiye Bisiklet Turu’nu izleyecekti. Sonra Shimano bir yarışma yaptı facebook üzerinden. Onu da kazanamadım. Bu kadar bahtsızlık girdiği her yarışma/çekilişi kazanan bana yakışmadı tabi ki. Neyse ki sonra yüzümüz güldü ve bir şekilde (kopya vermeyeyim) 1 Mayıs akşamı ertesi günkü Bodrum-Selçuk etabını basın aracından izleyebileceğim haberini aldım. Sorun şu ki haberi aldığımızda Gördes’ten İzmir’e dönüyorduk, saat 20:00 civarlarıydı sanırım. İzmir’e döndük, hızla bilet araştırdık ve 02:00 otobüsünde yer bulduk.

Uykusuz bir gecenin ardından 06:00 gibi Bodrum’a vardık. Sabah kimsecikler yokken çok güzeldi. Sonrasında yavaş yavaş mekanlar açıldı. Biz de kahvaltı için bir yere oturduk. Diğer masaların tamamı sahildeki okulun öğretmenleriyle doluydu. Bütün öğretmenler öğrencileri yarış startına getirmekten bahsediyordu :))

Nerede bu insanlar.. Biz geldik, millet nerede?

TÜRKİYE BİSİKLET TURU 2014 yazısına devam et

ADANA (YİYORUZ AMA ÇALIŞIYORUZ DA…)

Kışın şirketten 3 kişiyle birlikte günübirlik Adana gezisi için Pegasus’tan ucuz bilet almıştık. Aylar geçti ve Adana’da kendimizi yemeğe verme zamanı geldi.

Daha önce defalarca gittim Adana’ya. Tübitak’tayken Balcalı Üniversitesi Tıp Fakültesi ile yaptığımız bir proje vardı. Her gidişimizde 1 hafta kalıp 120 kişiye eğitim veriyorduk. Akşamları da kebapçılarda coşuyorduk. Her Adana dönüşünde kebap etkisiyle yanaklarım kızarıyordu, yüzüme renk geliyordu, kemiklerim ısınıyordu. 🙂

Bu sefer 22 Mart’ta Adana’daydık.. Farkında olmadan çok güzel bir zamana bilet almışız. Hem hava sıcaklığı tam kararındaydı hem de her yer portakal çiçeği kokuyordu. Bir yandan da seçim arifesinde olduğumuz için konuştuğumuz kişilerin siyasi nabzını tutma şansımız oldu. Konuştuğumuz her Adanalı Suriye’den göçün etkilerinden şikayet ediyordu. Sokaklardaki peçeli insan sayısından da göçün etkileri hissediliyordu zaten.

Adana’nın havaalanı şehrin içinde.. İstediğiniz yere biraz uzun bir yürüyüşle ulaşabiliyorsunuz. Adana’nın en sevdiğim yönlerinden biri. Biz de indiğimizde ilk hedefimiz olan Birbiçer‘e yürüyerek gittik. Yol boyu 3 dükkandan 2’sinde ciğer, börek vs satılıyordu. Birbiçer’e kadar zor dayandık. Yolda simit alıp denedik. Diğer şehirlerdekine göre oldukça farklıydı. Küçük, üstü susamlı altı düz. Galiba kazan simidi diye geçiyor.

Birbiçer’e gittiğimizde ciğer servisi olur mu, diye şüphelerimiz vardı ama yersizmiş. 4 kişi 2 porsiyon ciğer söyledik ki gün içerisinde istediğimiz başka şeyleri yemeye de yer kalsın. Ciğerin yanında yeşillik, salata ve sumaklı soğan geliyor.

adana ciğer kebap

ADANA (YİYORUZ AMA ÇALIŞIYORUZ DA…) yazısına devam et

LIMA / PERU

Ağustos 2010

Lima, Peru’nun başkenti, çok güzel kolonyal binalar, kiliseler var, sahil güzel falan ama Lima bizim için enteresan yemeklere giriş yeri olarak kalacak her zaman..

CIMG5319 (Medium)

Lima’nın çok hoş bir sahili var. Falezlerin üzerinden denizi ve yamaç paraşütü yapanları izleyebiliyorsunuz. Pasifik Okyanusu’nun talihsizliği burada da kendini gösteriyor. Denize girilmiyor. Yine de sahil çok canlı ve eğlenceli.

LIMA / PERU yazısına devam et

Hayallerimizin Peşinde…