KAMBOÇYA’DA BİR TÜRK ADASI: KOH RONG

Kumsalda yürürken kumlardan çıkan sesi dinlediniz mi hiç? Koh Rong’u gittiğimiz diğer adalardan ayıran şeylerden biri bu ses işte. Kumsal bembeyaz, tam bir pudra ve yürürken kırt kırt diye ses çıkıyor :)))

kamboçya plajları

Koh Rong’un diğer bir özelliği de Türk Adası diye bilinmesi. Adadaki otellerin, restoranların, cafelerin hemen hemen hepsini Türkler işletiyor. Adaya giden feribotların, adadaki elektrik altyapısının sahibi bile Türk. Hal böyle olunca acayip bir yere gelmiş oluyorsunuz. Tamamen tropik bir ada ama her yerde Türkçe konuşuluyor. İstanbul diye kokteyl satılıyor, Türk kahvaltısı yenebiliyor vs vs…

Adaya Sihanoukville’den geçiliyor. İki seçeneğiniz var. Hızlı olan speed ferry veya yavaş olan slow boatla gidilebiliyor. Speed ferry bileti 20$, slow boat 10$ gidiş dönüş. Biz gidişi slow boatla yaptık. Yolculuk yaklaşık 2 saat sürdü ve çok keyifliydi. Tatlı tatlı esen rüzgarda kitap okuyarak, uyuyarak gittik.

koh rong adası feribot

Adaya varınca ilk şoku yaşadık. Yol yok!! Otellere ve her yere kumsaldan gidiliyor. Bizim gibi sırt çantalılar için pek sorun değil ama tekerlekli bavul getirip onu da bir güzel dolduranlar baya acı çekiyorlar adaya varınca.

Adaya iner inmez Coco Bar’a güvenlik bilgilendirmesine davet ediliyorsunuz. Ada hakkında ufak tefek bilgiler veriliyor. Bir yandan da hazır gelmişken Coco’nun ortamını görmüş oluyorsunuz. Güzel pazarlama taktiklerinden biri 🙂

IMG_3026 (Medium)

Gelir gelmez Bamboo’ya uğradık. Burası adanın en güzel pizzalarının yapıldığı yer. Pizzaları yapan kişi ise Deniz. Uzun süredir internetten haberleşiyorduk, sonunda Koh Rong’da tanıştık.

IMG_3037 (Medium)

Deniz’in yanından ayrılıp bu sefer de Dünya Bir Masaldır blogunun sahibi Özgür’le buluştuk. O da bizi Şule’yle tanıştırdı. Aylardır görmediğimiz kadar Türk’le bu adada tanıştık neredeyse.

İlk 3 gün Tree House Bungalows’ta kaldık. Adada fiyatlar yüksek. Tayland’da 15-20$’a bungalowlarda kalırken Koh Rong’da 30$ ödemeye başladık!! Kocaman bir balkonumuz, balkonumuzda da hamaklarımız vardı. Ada hayatı da bu değil mi zaten? Denize gir, yemek ye, hamakta sallan. Tek sorun cibinliğimizde kocaman delikler olmasıydı. İlk gece sivrisinekler tarafından bolca ısırıldıktan sonra yeni cibinlik istedik, o da delik çıktı. En son gecenin bir yarısı yatak tepesinde cibinlik tamir ederken buldum kendimi. Sıtma riski olmasa çok da dert değil ama düşük ihtimal de olsa sıtma riskini almamak lazım.

koh rong adası

Vaktimiz o kadar sakin geçti ki kaç tane kitap okudum bilmiyorum.

IMG_2966 (Medium)

Bu arada, aklınızda olsun, teknelerin yanaştığı kumsalda denize girilmemesi gerekiyor, pis. Paradise Bungalows’tan itibaren deniz temizleşiyor.

Tree House’un biraz ilerisinde, ormanda minik bir trekkingle ulaşılan çok güzel bir plaj var. 4k Beach diye geçiyor. Aşırı sakin, sessiz, hatta yer yer ıssız bir plaj. Bir kaç tane tesis de var.

kambpçya'da türk adasıDSCN9332 (Medium)IMG_3017 (Medium)

Burada gezerken plaja atılmış kocaman çadırlar gördük. Geceliği 10$’a kiralıyorlarmış. Çadırlar oldukça büyük, içeriye yatak atmışlar. Beyaz çarşaflar, yastıklar, minik bir fan ve ışık. Çadırdan başka ne istenir ki? Sonraki 3 günümüzde biz de bu çadırlardan birinde kaldık. Hava çok rüzgarlıydı. Serin serin uyuduk geceleri. Son gecemizde fırtına çıktı ve önümüzdeki çadırlar dağıldı ama şansımıza bizim çadır sağlam kaldı. 🙂

IMG_3015 (Medium)kamboçya plajları

Çadırımızın yanına şezlong da koymuşlar. Sonuna kadar tadını çıkardık.

DCIM111GOPRODCIM111GOPRO

Akşamları kumsal gün batımı izlemek veya koşmak için idealdi.

DSCN9293 (Medium)Çadırda kaldığımız gecelerin birinde adanın merkezine doğru bir yerde büyük bir yangın çıktı. Bir yandan da fırtınaya yakın bir hava var, delice rüzgar esiyor, yangın büyüyor. Korkutucu bir geceydi. Merkezdekiler seferber olup hep birlikte söndürmüşler yangını. Adada zaten organize bir şekilde yangın söndürecek bir sistem veya deniz uçağı falan yok tabi ki. Sabah uyandığımızda ne yangından ne de fırtınadan iz kalmamıştı. Bir tek deniz kenarı onlarca deniz kestanesi kabuğuyla dolmuştu.

Normalde günlük hayatın koşuşturmasında sabah kalk işe git, akşam dön eve dinlen veya dışarıda bir şeyler yap, uyu düzeninde doğadaki değişimleri takip edemiyoruz. Seyahat halindeyken ise hele de bir adadayken etrafımıza daha çok odaklanıyoruz, doğayı yaşıyoruz resmen.

IMG_3016 (Medium)

Son günlerimize doğru adanın diğer tarafındaki Long Beach’e gitme kararı aldık. Ne de olsa yeteri kadar dinlenmiştik. Adanın merkezinden 1 saat kadar süren bir trekkingle ulaşılabiliyor Long Beach’e. Yolun başları iyi ama sona doğru dimdik kayalardan denize inmek gerekiyor ve bu kısım baya zorlu geçiyor. Yolda defalarca “isyeaaaaaaaan” diye bağırasım geliyor. Bu arada siz siz olun parmak arası terlikle yürümeyin bu yolu. Yol terlik ölüleriyle dolu. En azından sandalet, daha da iyisi spor ayakkabı veya trekking botu giyin.

DCIM111GOPRODCIM111GOPRO

Long Beach yorulduğumuza değecek kadar güzeldi. Deniz de oldukça sakindi. Long Beach’in son güzel zamanları. Büyük bir holding adayı satın almış ve özellikle Long Beach tarafını resortlarla dolduracakmış. Dev bir iskele inşaatı ile çalışmalara başlamışlar zaten. Adanın ilk asfalt yolunu da yapıyorlar, yol büyük ölçüde bitmiş. Havaalanı bile yapılacakmış. Yani minicik ada bir turizm patlamasına doğru adım adım ilerliyor.

IMG_3011 (Medium)DCIM111GOPRO

Adaya dönüşte aynı yolu geri dönmeyi göze alamadık, bir yandan da güneş batışını izlemek de güzel geldi. Tekneyle döndük. Biz son tekneye kalmıştık ve bomboştu. Başka bir çiftle birlikte özel tekne ayarlamışız gibi oldu.

DCIM111GOPROlong beach

Adaya geldiğimizden beri kum sineği ya da sandfly olduğu ve bunlardan korunmak için hindistancevizi yağı kullanmamız gerektiği söyleniyordu. Bizim kaldığımız 4k Beach’te ve Tree House civarlarında bu sineklere ısırılmayınca herhalde bizi sevmediler diyerek herhangi bir önlem almadık. Meğer sinekler bizi ısırmak için Long Beach’te bekliyormuş. 30-40 yerimden birden ısırmışlar. Sivrisinekten farklı olarak ısırıldığınızı anlamıyorsunuz ve ısırdıkları yerler ertesi gün şişiyor, deli gibi kaşınmaya başlıyor. Ama ne kaşıntı. İlk defa kaşıntıdan delirip ağlama seviyesine geldim. Adadan ayrılalı neredeyse 1 ay olmasına rağmen ısırıkların izleri geçmedi. Siz siz olun Koh Rong’a giderseniz hindistancevizi yağını eksik etmeyin.

Koh Rong’dan ayrılırken slow boatumuz geciktikçe gecikiyor sonra bizi de speed ferrye alıyorlar. Yol 1 saatten biraz fazla sürüyor ama son derece sıkıcı ve hoplamalı zıplamalı geçiyor. Dalga çok, tekne hızlı, içeride kusan kusana… Speed ferry pek de keyifli değil anlayacağınız.

DCIM111GOPRO

Koh Rong günleri ile birlikte Kamboçya seyahatimiz de sona eriyor. Vietnam’a bir an önce gitme heyecanıyla Kamboçya’da az vakit geçiriyoruz ama kim bilir bir gün tekrar ziyaret ederiz belki….

DCIM111GOPRO

Gülen

“KAMBOÇYA’DA BİR TÜRK ADASI: KOH RONG” üzerine 2 yorum

  1. üç gün koh rong, üç gün koh rong samloem yapacağım. tek gitmekten biraz korkuyorum ama yapacak bir şey yok:) paradise bungalowstan tuttum yeri ama sıcak suyun bile olmadığı bi yere, sırf deniz kenarında kalmak için üç gece 800 gibi bir rakam vericiğim. bahçe içi bungalowlar daha ucuz ama güvenlik, maymunlar ve böcekler nedeniyle bahçede kalmaya korktum. iptal edip oradayken mi arasam diyorum ama yoğun sezonda gideceğim ve muhtemelen geriye rıhtım tarafında kötü olan yerler kalacaktır diye korkuyorum. ya da doğruca koh rong samloem’de mi kalmalı emin olamadım.

    1. Biz Koh Rong Samloem’e gitmemiştik ama oradaki konaklama seçenekleri biraz daha kaliteli sanırım. Kon Rong’da limanın oradaki yerler biraz leş. 🙂 Belki zamanla iyi yerler de açılmıştır ama biz oradayken liman tarafında kalmak istememiştik. Koh Rong’da konaklama gerçekten gereksiz şekilde pahalı. Bence gidince de yer bulmak mümkün olabilir eşyayla dolaşmayı göze alırsanız. İçinize sinen bir yer bulabilirsiniz. Merkezden ne kadar uzaklaşırsanız konaklamalar o kadar iyileşiyor. Long Beach’te 1-2 yer var sanırım bir de yalnız aklınızda olsun oraya gitmek için ya zorlu bir trekking yapacaksınız ya da tekneyle geçeceksiniz.

YORUMUNUZU BİZLE PAYLAŞMAK İSTER MİSİNİZ?