AKYAKA BİSİKLET TURU

Kasım ayında güzel bir Akyaka turu yaptık. Aslında plan 2 gün sürmekti ama ben bir gününde hava muhalefeti nedeniyle yan çizdim 🙂

İzmir’de olmanın avantajını yaşıyoruz. Güzel bisiklet rotası olabilecek çoğu yere uzaklığımız sadece bir kaç saat. Bu sefer de bir gece önceden yine oraya mı, yoksa buraya mı gidelim diye bin tane plan yaptık ve Akyaka’dan yana tercihimizi kullandık. Cumartesi sabahı atladık arabamıza Akyaka’ya gittik. Hava soğuk olduğu için zaten tura çok erken başlamayı düşünmüyorduk. Önce otelimizi ayarlayalım ki döndüğümüzde rahat ederiz dedik.

Akyaka’nın merkezinde değil de bitişiğindeki Eski Maden İskelesi diye geçen koyda kalalım dedik. Tura da oradan başlamayı planlamıştık. Kış olduğu için sadece 1-2 otel açıktı. Hepsine fiyat sorduk. Aşağı yukarı aynı fiyatı verdiler ama aklımız İskelem Otel’de kalmıştı. Bize çok sıcak davranmışlardı. Konaklamak istediğimizi söyledik, bir de gece bisikletlerimizi odaya alıp alamayacağımızı sorduk ve gelen cevap: “Tabi alabilirsiniz, hatta rahat edin diye size suit odamızı verelim”…. Daha iyisi olamazdı sanırım. Suit odaya 2 kişi oda+kahvaltı 100 TL ödedik sadece. Yaz fiyatlarının bu rakamla pek alakası yok tabi 🙂

Sen alacak dujjjj….

 

AKYAKA BİSİKLET TURU yazısına devam et

İZMİR DUATHLONU 2015

Geçen sene Sasalı Piknik Alanı’nda Çiğli Duatlonu adı altında yapılan yarış bu sene İnciraltı’nda İzmir Duatlonu adıyla 8 Mart’ta yapıldı. Geçen sene yarışanlara çok özenmiştim. Bu sene kesin katılmaya kararlıydım. Murat’la gidip apar topar lisans çıkarttık. Ayağımıza yarış gelmiş, katılalım diyorduk.. Ta ki ben dizimi sakatlayana kadar.. Sol dizimde tendinit olmuş ve bir kaç hafta bisiklet, koşmak vs yasak. 🙁 Bu yaz için fantastik bisikletli planlarımız olduğu için bu dizi kurtarmak şart.. Haliyle bana seyircilik düştü….

Hafta içi tamamen kuru olan hava yarış günü delice yağmurluydu. Kafalar, gözler yarılacak dedik ama neyse ki -bildiğimiz kadarıyla- ciddi bir kaza yaşanmadı.
11:30 gibi İzmir Duatlonu yarış alanına vardığımızda Elit grubun yarışı vardı. Değişim alanında koşuyu bitirenleri bekliyorduk. Önümüzdeki bisikletlerden birinin lastiği patlakmış meğer. Değişime gelen çocuk kahroldu. Neyse ki hemen jantı değiştirip yarışa devam etti. Jantı değiştirirken de kimsenin yardım etmemesi gerekiyormuş meğer. Ben olsam o anda yarışı bırakırdım herhalde. Çocuk azimle devam etti. Çok takdir ettim. Keşke bisikletinin numarasını alsaydım da sonucuna baksaydım.
izmir duathlonu
Değişim alanı…

İZMİR DUATHLONU 2015 yazısına devam et

URLA – SEFERİHİSAR BİSİKLET TURU

Haftasonları hava şartları elverdiği sürece uzun uzun bisiklet turları yapmaya çalışıyoruz. Bu aralar da havalar fırtınalı, soğuk gidiyor ama bu hafta Pazar gününün sıcaklık 10 derecelerde olsa da güneşli ve nispeten hafif rüzgarlı olacağını gördük ve hemen Seferihisar tarafına tur planları yapmaya başladık.

Arada bisikletlerimizi alıp direkt evden çıkıp turluyoruz, arada da arabanın arka koltuğuna bisikletleri atıp biraz daha uzaklara gidip tura başlıyoruz. Bu şekilde biraz daha pastoral ve trafiksiz yerlere ulaşabiliyoruz.

Geçen yazdan kalma bir fotoğraf… Arka koltukta keyif süren bisikletlerimizle birlikte yoldayız…

AAAAARI VIZ VIZ VIZ…

Hindistan’daki çalışma sırasında arılar ve bal hakkında bir sürü bilgi edindim. Burada da paylaşmak istiyorum.

BrBee diye bir bal fabrikasına gittik ve burada bize detaylı bir sunum yaptırdılar.

Öncelikle balları ikiye ayırıyoruz. Birisi çiçek balı (blossom honey) diğeri de çam balı (honeydew honey). Dünya genelinde çam balının en güzeli Karaorman’da olurmuş.. Çam balı dediğimiz şey aslında çamların üzerinde yaşayan bir böceğin dışkısının arılar tarafından yenilmesiyle oluyor..

Bal dediğimiz şey aslında arıların kışlık yiyecek deposu. Petek üretip orada yiyeceklerini depoluyorlar. Peteğin üzerindeyken pır pır kanat çırpmalarının sebebi de ortamı havalandırıp nemini azaltmak. Zaten balın kalitesini etkileyen en önemli unsurlardan birisi de nem oranı. Nem oranı %18’den düşük olanlar kaliteli bal olarak kabul ediliyor.

Bal bozulmayan bir yiyecek. 3000 yıllık bozulmamış bal bulunmuş.

Kovanlarından kilometrelerce öteye uçarak polen toplayan bu muhteşem hayvanlar evlerinin yolunu dans ederek buluyorlar. Bir nevi harita yaratmak gibi bir şey. Arıların bu dansını keşfeden bilim adamı Karl Ritter von Frisch bu çalışmasıyla Nobel Ödülü kazanmış. Arıların yok olmaya başladığını ya da kaybolduğunu duymuşsunuzdur. Günümüzde her yerde baz istasyonu olması ve cep telefonu kullanılması arıların bu danslarını etkiliyormuş.

Hindistan’da tozlaşma zamanında arı kovanları kiralanıyor üreticiler tarafından. Bir kutu arının fiyatı 500 rupi. Avrupa bal arısı olarak bilinen apis meliferanın uçuş mesafesi 2,5 km. Kovanlarda işçi arı/erkek arı oranı her zaman altın orana uyuyormuş. 1.618..

Evlerin duvarlarındaki arı kovanları. Buradaki balı süzme bal olarak topluyorlarmış.

 

AAAAARI VIZ VIZ VIZ… yazısına devam et

YENİ DELHİ’DE GEZİLECEK YERLER

Hindistan’daki son günümün sabahında çok erken bir saatte pır pır uçağımızla Kullu’dan Delhi’ye döndük. Aslında Tac Mahal’i görmeyi çok istiyordum ama Delhi’den 4-5 saat uzakta olduğu için ve gece 2:00 civarlarında havaalanına gitmem gerektiği için risk alıp da gidemedim.

Ekipten bir kaç kişiyle Delhi’de gezmeye karar verdik. Zaten aklımda kalan 1-2 yer vardı. Onları görme fırsatı oldu.

Delhi-Haat (Dilli Haat) diye Hindistan’ın  özgü hediyeliklerin satıldığı fuar gibi bir alan var. İlk durağımız orası oldu. Açıkçası alacağım hiç bir şey yoktu ama genele uyup ben de gittim. Daha otantik bir ortam bekliyordum ama bizim Kapalı Çarşı’da rahatlıkla bulabileceğimiz şeyleri satıyorlardı.

YENİ DELHİ’DE GEZİLECEK YERLER yazısına devam et

Hayallerimizin Peşinde…