Kategori arşivi: AVRUPA

BELGRAD (PART 1) / SIRBİSTAN

Belgrad seyahatimiz hem fiziksel hem de zihinsel olarak çok yorgun olduğumuz bir zamana geldi. Tam anlamıyla bir rahatlama tatili oldu. Belgrad’daki arkadaşımızın “buralar çok güzel, gelsenize” demesiyle kendimizi bilet alır halde bulmuştuk. İzmir-İstanbul aktarmaları dahil 2 kişi 850 TL gibi bir fiyata THY ile gidebildik 1-2 ay önceden biletleri alarak.

Her yurtdışı seyahatinden önce uzun uzun nerelere gidelim, ne yiyelim çalışmaları yaparım. Bu sefer kendimizi arkadaşlarımıza ve günün akışına bıraktık. Özet olarak söyleyebilirim ki Belgrad benim için bol bol graffitinin ve ucuz ama çok güzel cafelerin cenneti olan bir şehir. Güney Amerika seyahatinden sonra Hindistan dışında hep Avrupa ülkelerine gitmiştim. Paramız hep değersiz, satın almak istediklerimiz hep pahalıydı. Hele Danimarka’da neye uğradığımızı şaşırmıştık. Belgrad’da evimizde gibi rahat rahat gezip harcayabildik.

Hazır yeme, içmeden olaya girmişken hemen gittiğimiz bazı mekanlardan bahsedeyim.

Aşağıdaki yerin adı “?”. Kafana Question Mark diye aratıp bulabilirsiniz. Belgrad’daki en eski “kafana”ymış. Geleneksel Sırp yemeklerini denemek için iyi bir adres. Biz açlıkla tokluk arasında kalmış bir şekilde gidip sadece balık çorbası ve bira içtik. Çorba tavsiye edilir.

Kralja Petra caddesinde yer alıyor….

BELGRAD (PART 1) / SIRBİSTAN yazısına devam et

BELGRAD’DAN DUVAR SANATI ÖRNEKLERİ

19-23 Nisan tarihlerinde Belgrad seyahatindeydik.. Balkanlar’a ilk ziyaretimiz oldu. Daha sonra uzun uzun anlatacağım ama Belgrad benim için duvar resimleriyle kaplı bir şehir.. Binalar dökülüyor ama resimler sayesinde bazıları şahesere dönüşmüş.

Şehirin büyük bir kısmı enkaz gibi. Buna rağmen sokak sanatçıları güzelleştirmeyi bilmişler…

Belgrad’da bir balina….
Çöplüğün içinde bir baykuş….

BELGRAD’DAN DUVAR SANATI ÖRNEKLERİ yazısına devam et

SAKIZ ADASI (2) / YUNANİSTAN

Sakız Adası gezimizin ikinci günü biraz yavaş başlıyor.. Ağır aksak kalkıp kahvaltımızı yapıyoruz. Zaten hayat yavaş, otelde kahvaltı 09:00’da başlıyor.. Otelin içinde mandalin/limon bahçesi olduğundan bahsetmiştim. Kahvaltı da bu yüzden turunçgil ağırlıklı.. Reçeller bahçeden.. Bir de Suzie muhteşem bir kek yapmış. İçinde portakallı bir sos, üzerinde de portakal dilimleri var.. Of..

Yavaaş yavaş hazırlanıp çıkıyoruz. Kambos’un müzesi olan Citrus Museum’a gidiyoruz. Beklentimizi karşılamıyor. Bahçede dolanıp çıkıyoruz. Aslında biz mi gezemedik bilmiyorum. İçeride bir de cafe var. Keyif yapmak için güzel bir yer. Ağaç altında, serin. Biz yeni kahvaltıdan kalktığımız için tercih etmiyoruz.

Bugünkü hedefimiz Sakız Adası manastırları ve adanın kuzeyi. Aslında Nagos Beach’i çok duyduk güzel diye ama oraya gidecek vaktimiz kalmıyor ne yazık ki. Kahvaltıyı ve yemekleri biraz kısa tutarak plana sıkıştırılabilir ama biraz daha keyif ağırlıklı ve düşük tempolu geziyoruz.

Adanın en turistik yerlerinden biri Nea Moni manastırı. Baya tırmanılarak gidiliyor. Biz bir yerde yolumuzu şaşırıp daha ufak Aziz Markou manastırında buluyoruz kendimizi. Aslında kaybolmamız iyi oluyor. Enteresan bir manastır çünkü. İn cin top oynuyor. Kapıdaki zili çalıyoruz, yaşlı bir teyze açıyor. İçeride bir de asker var. Teyze kapıda bize etek giydirip şal veriyor. Bende şort var diye sadece beni giydirecek sandım ama annelerde pantolon olmasına rağmen onlara da etek veriyor. Demek ki racon böyleymiş. Bir ara anvelop eteğim biraz yırtmaçlanıyor, teyze hemen gelip eteğimi kapatıyor J Asker ise bize hiç bakmıyor, hep başı önüne eğik.. Garip bir yerdi anlayacağınız. Manastır çok ufak. İçeride bir mezar var Markos’a ait.. Baya kutsal bir yer heralde.. 4 İncil’den biri olan Markos’la alakalı olabilir. Çıkışta ikram edilen lokumları hüpletip ayrılıyoruz.

İçeride fotoğraf çekmek yasaktı. Dış fotoğrafla yetiniyoruz….

 

SAKIZ ADASI (2) / YUNANİSTAN yazısına devam et

SAKIZ ADASI (1) / YUNANİSTAN

Sakız Adası burnumuzun dibinde ama biz yıllardır gidememiştik. Vizemiz olduğunda gideriz deyip ertelemiş, vize olduğunda da unutmuştuk. Bu sene anneleri de alıp Sakız Adası’na gitmeye karar verdik. Anneler grubu yeşil pasaportlarıyla güzel güzel gidebiliyor ne de olsa…

Bilenler bilir 4 Temmuz Cuma günü ve gece İzmir fırtınadan yıkılıyordu. Feribot şirketini aradım. Cuma günü Liman Başkanlığı feribotların çıkmasına izin vermemiş. Cumartesi için de bir şey belli değil, hava yine kötü olacak diye bir bilgi aldık. Yine de umudu kesmeyip Cuma gecesi hazırlandık. Cumartesi de sabah erkenden yola çıktık. Yolda tekrar aradık ve feribotun kalkacağını öğrendik.

Feribot için internetten aldığınız bileti gişeden boarding pass’e çevirmeniz gerekiyor. İki günün yoğunluğu birleşeceği için ek görevli de çalıştırmışlar, kısa sürede passlerimizi aldık. Feribot gecikmeli de olsa hareket etti ama ne hareket.. Zıp zıp zıplayarak gittik Sakız Adası’na.. Bu arada feribotta çığlık atanlar mı dersin, çocuğuna sarılıp ağlayanlar mı… En son bir ara midesi bulananlara çöp poşeti dağıtıyordu görevliler.

Sakız’a sağsalim vardıktan sonra hemen arabamızı kiraladık. Mouzaliko Hotel‘de yer ayırtmıştık. Otelimiz Kambos bölgesinde. Burası adanın turunçgillerle dolu bölgesi. Ceneviz mimarisiyle yapılmış taş evlerle dolu. Evlerin muhteşem bahçeleri ve dev duvarları var. Bizim otelimiz de taş binadan oluşan, içerisinde turunçgil bahçesi olan bir yerdi. Odaları da pek hoş yapmışlar, banyo muslukları vs hep eskitilmiş malzemedendi (belki de orijinaldi ama bilemiyorum)…

sakız adası
Tini mini otel bahçemiz..

SAKIZ ADASI (1) / YUNANİSTAN yazısına devam et

KOPENHAG / DANİMARKA

Danimarka gezimiz sadece bisiklet turundan ibaret değildi tabi.. Kopenhag gezimizin bazı highlightlarından da bahsedeyim…

Gittiğimiz ilk gün hemen Kopenhag’ın en ünlü yeri Nyhavn’a gittik.. Önünde teknelerin durduğu, renk renk evlerin olduğu şu güzel yer.. Hemen birer bira alıp arkadaşlarımızla sohbete başladık.. O anlarda Danimarka’daki başlıca besin kaynağımızın bira olacağından haberdar değildik henüz…

kopenhag nyhavn KOPENHAG / DANİMARKA yazısına devam et