Kategori arşivi: ASYA

PUERTO GALERA’DA DALIŞ / FİLİPİNLER

Puerto Galera Manila’ya yakınlığı ve karaya 5-15 dk uzaklıktaki onlarca dalış noktası ile oldukça popüler bir yer. Üstelik dalış için öyle önceden yer ayarlamaya, organizasyon yapmaya da gerek yok. Dalış noktalarının tamamı kıyıya çok yakın olduğu için tüm günlük tekne turu yapılmıyor, ufak botlarla açılıp dalıp dönülüyor. Yani sabah kalkınca canınız dalmak istiyorsa dalış merkezlerinden birinin kapısını çalmanız yeterli. Ya da geç mi kalktınız, sorun değil. Öğlen dalarsınız, akşam dalarsınız.

DCIM113GOPRO

Manila’dan Puerto Galera’ya yolculuk yaklaşık 2 saat sürüyor. Feribot biletini alırken hangi plaja gitmek istediğinizi soruyorlar, kalacağınız plaja kadar ulaşımınız sağlanıyor yani. Deniz, kum, güneş tatili isteyenlerin ve yerlilerin tercihi White Beach oluyor genellikle. Burası Boracay’a rakip olarak gösteriliyor. Dalış isteyenler ise Sabang’a gidiyor.

IMG_5732 (Medium)Biz de Sabang’a gittik. Önce dalışlarımızı ayarlayalım, kalacak yere sonra bakarız demiştik. İyi ki de öyle yapmışız. Direkt White Beach’e gitseydik baya sorun olacakmış çünkü ulaşım tuk tuklarla yapılıyor ve çooook fazla para istiyorlar ulaşım için. Sabang’da hemen liman yanında bir sürü otel var fakat burası hem liman bölgesi olduğu için hem de dalış tekneleri ile dolu olduğu için snorkele pek uygun değil biye biraz daha ilerideki Big La Laguna plajına yürüdük. Kapı kapı gezdikten sonar Cataquis Lodge diye bir yerde kalmaya karar verdik. Çok basit hatta çok vasat bir yerdi ama kapıdan adım adınca kuma iniyorduk.

IMG_5722 (Medium)

PUERTO GALERA’DA DALIŞ / FİLİPİNLER yazısına devam et

MANİLA / FİLİPİNLER

Manila genellikle gezginlerin 1-2 gün kalıp kaçtığı bir şehir ama aslında daha fazlasını vadediyor. Havaalanından itibaren anlatmaya başlayayım. Manila havaalanı şehrin neredeyse içinde. Belki de bu yüzden şehir merkezine gitmek için kullanacağınız bir toplu taşıma sistemi yok. Taksiye mecbur kalıyorsunuz. Neyse ki Grab ve Uber seçenekleri var. Biz gittiğimizde Grab’in bir kampanyası vardı ve boarding kartını gösterenlere 200 peso indirim yapıyorlardı. Bu sayede 250 peso tutan yere sadece 50 peso ödedik.

Manila’da Makati bölgesinde kaldık. Bu bölge konaklama için tarihi merkezden daha iyi ve güvenli.

Varır varmaz Uzaktaki Dünya Mehmet Abi ile buluştuk ve A. Venue’ye gittik. Burada sadece yemek satılan ufak gece pazarı-restoran arası bir ortam var. Canlı müzik grupları da çıkıyor. Eğlenceli bir yer.

Manila’nın gezilecek yerleri eski şehir bölgesinde, Intramuros’ta yer alıyor. Intramuros’a giderken bir kaç jeepney değiştirmek yerine metroya binelim dedik. Metro haritası bizi bizden aldı. Elle ip ve raptiye kullanarak yapmışlar.

manila metrosu

Intramuros bölgesi İspanyol kolonisi dönemlerinden kalma. Etrafı surlarla çevrili. Surların üstüne çıkıp yürümek mümkün.

manila old townSurlarla çevrili bu bölge Manila’nın en turistik yeri. İçerisi cafelerle, katedrallerle ve tarihi yapılarla dolu. Bir de liseden üniversiteye bir çok okul var burada.

Intramuros’un en ünlü binası ise Aduana. 1822’de inşaatına başlanan bu gümrük binası tüccarları surların içindeki bölgeye çekmek için yapılmış bir bina. Önce deprem yüzünden daha sonra da 2. Dünya Savaşında aldığı darbeler yüzünden bayağı harabe olmuş. Restorasyon çalışmaları hala devam ediyormuş.

intramouros

MANİLA / FİLİPİNLER yazısına devam et

FİLİPİNLER GEZİ REHBERİ

Filipinler enteresan bir ülke. İspanyol ve Amerika sömürgesi olmuş farklı dönemlerde. Bu sebeple hem Latin etkileri hem de Amerika etkisi hissediliyor. İnsanları kıpır kıpır, şarkı söylemek, şakalaşmak, çılgınlık onlarda 🙂 Bir yandan da Amerikan kültüründen gelen basketbol sevgisi ve fast food var. Yemekler genelde ya kızartma ya da fast food. Bu yüzden Filipinler sağlıklı yemek arayan düşük bütçeli gezginler için zorlu bir rota olabilir.

Basketbol ise şaşırtıcı derecede yaygın. Her yerde bir pota, her yerde basketbol oynayan gençler görmek mümkün.

IMG_5665 (Medium)

Amerikan sömürgesi olmaları İngilizce konusunda baya işe yaramış. Hemen hemen herkes az da olsa İngilizce konuşuyor. Baya güzel aksanlı şakır şakır konuşanlar da az değil. Bu da Filipinler’de seyahati çoook kolaylaştırıyor. Filipinler’de farklı adalarda farklı diller konuşuluyor. En yaygın olanları Tagalog ve Cebuana. Tagalog komik bir dil. Dilin komiği olur mu demeyin. İçinde baya bir İngilizce barındırıyor bu dil. Film izlerken veya yan masada oturanların konuşmalarına kulak kabarttığınızda İngilizce başladıkları cümleleri Tagalog devam ettirdiklerine tanık oluyorsunuz. Cümlelerin yarısı İngilizce yarısı Tagalog oluyor. Cebuana ise daha çok İspanyolca kelimeler içeren bir dil.

Şehirler arası ulaşım otobüsle, tekneyle veya uçakla yapılıyor. Otobüs ve teknelerde koltuk aralıkları o kadar dar ki biz baya acı çektik. İşin enteresan tarafı Filipinliler de öyle minyon insanlar değil. Adalar arasında tekne ile geçiş mümkün olsa da uçakla 1 saatte gidebilecekken tekneyi seçerseniz 1,5-2 gününüzü ayırmanız gerekebiliyor. Çok ucuza uçak bileti bulmak mümkün. Özellikle Filipinler seyahati düşünenlerin Cebu Pacific‘in sayfasına göz atmasını öneririm.

Filipinlerde ulaşım

FİLİPİNLER GEZİ REHBERİ yazısına devam et

MACAU

Hazır Hong Kong’a gitmişken Macau’ya uğramamak olmazdı. Macau’da en ucuz otel 100 usd’den başladığı için biz de günübirlik gittik. Zaten feribotla bir saat sürüyor. İstanbul’da köprüyü geçmek için harcayacağımızdan daha kısa bir sürede yeni bir ülkeye geçtik yani 🙂

Macau’ya geçen feribotlar çok sık olduğu için önceden bilet almaya gerek yok. En kötü ihtimalle gitmek istediğinizden bir saat sonrasına yer bulunabiliyor. Dönüş bileti daha kritik. O yüzden dönüş biletini önceden almak daha mantıklı. Yer olması durumunda elinizdeki biletle daha erken bir saatteki feribota binmek mümkün olduğu için biz baya geç bir saate bilet aldık.

Ülkeye gitmek çok kolaydı ama giriş yapmak zor oldu. Elimizdeki Türk pasaportlarını görünce bizi ayrı bir odaya alıp beklettiler. Pasaportların fotokopisini çekip bize bir kaç soru sorup form doldurttular. Bu işlemin ardından gecikmeli olarak Macau’ya giriş yaptık.

İskeleden şehir merkezine gitmenin en kolay yolu kumarhanelerin bedava shuttlelarından yararlanmak. Grand Lisboa’nın yeri tam merkezde olduğu için onların shuttle’ını kullanmak oldukça mantıklı.

DSCN1272 (Medium)

Macau uzun yıllar Portekiz sömürgesi olduğu için eski şehir bölgesi Portekiz etkisinde binalarla dolu. Asya’da değil de Avrupa’da bir eski şehir bölgesi geziyor gibi hissediyorsunuz.

DCIM113GOPRO MACAU yazısına devam et

HONG KONG

Hong Kong için sadece gökdelenlerden ibaretmiş gibi bir önyargımız vardı. Yine de hazır bu kadar yaklaşmışken görelim diye Hong Kong’a gittik. Meğer yanılmışız. Hong Kong çok daha fazlasıymış.

Gece çok geç saatte Hong Kong’a vardık. Pasaport işlemlerimiz tamamlandığında saat 23:00’ü bulmuştu. 2. geceden itibaren couch surfing’den kalacak yer ayarlamıştık ama ilk gecemiz boştu. Gidince buluruz bir yer diye önceden hostel de ayarlamamıştık. Havaalanında otelleri kontrol edince şok olduk. En ucuz oda 200 usd’den başlıyordu. Tamam, Hong Kong’un pahalı olacağını tahmin etmiştik ama bu kadarını da beklemiyorduk. Neyse, normali bu değilmiş zaten. Çin’de resmi tatil olduğu için herkes Hong Kong’a akın etmiş ve otelleri doldurmuş. Fiyatlardaki uçukluk ondanmış. Biz de mecburen havaalanında kaldık. Benim için de bir ilk oldu. Havaalanı o kadar soğuktu ki sabaha kadar titredim resmen.

IMG_5069 (Medium)

Sabah ilk iş olarak Octopus card aldık birer tane. Bu kart alışkın olduğumuz ulaşım kartlarına ek olarak Hong Kong’un pek çok yerinde alışveriş imkanı da sunuyor. Sadece Octopus Card kullanarak hayatta kalmak mümkün. Alışverişi çok kolaylaştırmışlar.

Kartlarımızı doldurup hostumuzun evine gittik ve beklediğimizden çooook farklı bir ortamla karşılaştık. Ev Lantau Adası’ndaydı. Yeşillikler içinde, herkesin ulaşımını bisikletle sağladığı bir ortam çıktı karşımıza.

IMG_5156 (Medium)IMG_5172 (Medium)

HONG KONG yazısına devam et