Etiket arşivi: AVRUPA

BELGRAD’DAN DUVAR SANATI ÖRNEKLERİ

19-23 Nisan tarihlerinde Belgrad seyahatindeydik.. Balkanlar’a ilk ziyaretimiz oldu. Daha sonra uzun uzun anlatacağım ama Belgrad benim için duvar resimleriyle kaplı bir şehir.. Binalar dökülüyor ama resimler sayesinde bazıları şahesere dönüşmüş.

Şehirin büyük bir kısmı enkaz gibi. Buna rağmen sokak sanatçıları güzelleştirmeyi bilmişler…

Belgrad’da bir balina….
Çöplüğün içinde bir baykuş….

BELGRAD’DAN DUVAR SANATI ÖRNEKLERİ yazısına devam et

SAKIZ ADASI (2) / YUNANİSTAN

Sakız Adası gezimizin ikinci günü biraz yavaş başlıyor.. Ağır aksak kalkıp kahvaltımızı yapıyoruz. Zaten hayat yavaş, otelde kahvaltı 09:00’da başlıyor.. Otelin içinde mandalin/limon bahçesi olduğundan bahsetmiştim. Kahvaltı da bu yüzden turunçgil ağırlıklı.. Reçeller bahçeden.. Bir de Suzie muhteşem bir kek yapmış. İçinde portakallı bir sos, üzerinde de portakal dilimleri var.. Of..

Yavaaş yavaş hazırlanıp çıkıyoruz. Kambos’un müzesi olan Citrus Museum’a gidiyoruz. Beklentimizi karşılamıyor. Bahçede dolanıp çıkıyoruz. Aslında biz mi gezemedik bilmiyorum. İçeride bir de cafe var. Keyif yapmak için güzel bir yer. Ağaç altında, serin. Biz yeni kahvaltıdan kalktığımız için tercih etmiyoruz.

Bugünkü hedefimiz Sakız Adası manastırları ve adanın kuzeyi. Aslında Nagos Beach’i çok duyduk güzel diye ama oraya gidecek vaktimiz kalmıyor ne yazık ki. Kahvaltıyı ve yemekleri biraz kısa tutarak plana sıkıştırılabilir ama biraz daha keyif ağırlıklı ve düşük tempolu geziyoruz.

Adanın en turistik yerlerinden biri Nea Moni manastırı. Baya tırmanılarak gidiliyor. Biz bir yerde yolumuzu şaşırıp daha ufak Aziz Markou manastırında buluyoruz kendimizi. Aslında kaybolmamız iyi oluyor. Enteresan bir manastır çünkü. İn cin top oynuyor. Kapıdaki zili çalıyoruz, yaşlı bir teyze açıyor. İçeride bir de asker var. Teyze kapıda bize etek giydirip şal veriyor. Bende şort var diye sadece beni giydirecek sandım ama annelerde pantolon olmasına rağmen onlara da etek veriyor. Demek ki racon böyleymiş. Bir ara anvelop eteğim biraz yırtmaçlanıyor, teyze hemen gelip eteğimi kapatıyor J Asker ise bize hiç bakmıyor, hep başı önüne eğik.. Garip bir yerdi anlayacağınız. Manastır çok ufak. İçeride bir mezar var Markos’a ait.. Baya kutsal bir yer heralde.. 4 İncil’den biri olan Markos’la alakalı olabilir. Çıkışta ikram edilen lokumları hüpletip ayrılıyoruz.

İçeride fotoğraf çekmek yasaktı. Dış fotoğrafla yetiniyoruz….

 

SAKIZ ADASI (2) / YUNANİSTAN yazısına devam et

SAKIZ ADASI (1) / YUNANİSTAN

Sakız Adası burnumuzun dibinde ama biz yıllardır gidememiştik. Vizemiz olduğunda gideriz deyip ertelemiş, vize olduğunda da unutmuştuk. Bu sene anneleri de alıp Sakız Adası’na gitmeye karar verdik. Anneler grubu yeşil pasaportlarıyla güzel güzel gidebiliyor ne de olsa…

Bilenler bilir 4 Temmuz Cuma günü ve gece İzmir fırtınadan yıkılıyordu. Feribot şirketi Ertürk Lines‘ı aradım. Cuma günü Liman Başkanlığı feribotların çıkmasına izin vermemiş. Cumartesi için de bir şey belli değil, hava yine kötü olacak diye bir bilgi aldık. Yine de umudu kesmeyip Cuma gecesi hazırlandık. Cumartesi de sabah erkenden yola çıktık. Yolda tekrar aradık ve feribotun kalkacağını öğrendik.

Feribot için internetten aldığınız bileti gişeden boarding pass’e çevirmeniz gerekiyor. İki günün yoğunluğu birleşeceği için ek görevli de çalıştırmışlar, kısa sürede passlerimizi aldık. Feribot gecikmeli de olsa hareket etti ama ne hareket.. Zıp zıp zıplayarak gittik Sakız Adası’na.. Bu arada feribotta çığlık atanlar mı dersin, çocuğuna sarılıp ağlayanlar mı… En son bir ara midesi bulananlara çöp poşeti dağıtıyordu görevliler.

Sakız’a sağsalim vardıktan sonra hemen arabamızı kiraladık. Mouzaliko Hotel‘de yer ayırtmıştık. Otelimiz Kambos bölgesinde. Burası adanın turunçgillerle dolu bölgesi. Ceneviz mimarisiyle yapılmış taş evlerle dolu. Evlerin muhteşem bahçeleri ve dev duvarları var. Bizim otelimiz de taş binadan oluşan, içerisinde turunçgil bahçesi olan bir yerdi. Odaları da pek hoş yapmışlar, banyo muslukları vs hep eskitilmiş malzemedendi (belki de orijinaldi ama bilemiyorum)…

sakız adası
Tini mini otel bahçemiz..

SAKIZ ADASI (1) / YUNANİSTAN yazısına devam et

KOPENHAG / DANİMARKA

Danimarka gezimiz sadece bisiklet turundan ibaret değildi tabi.. Kopenhag gezimizin bazı highlightlarından da bahsedeyim…

Gittiğimiz ilk gün hemen Kopenhag’ın en ünlü yeri Nyhavn’a gittik.. Önünde teknelerin durduğu, renk renk evlerin olduğu şu güzel yer.. Hemen birer bira alıp arkadaşlarımızla sohbete başladık.. O anlarda Danimarka’daki başlıca besin kaynağımızın bira olacağından haberdar değildik henüz…

kopenhag nyhavn KOPENHAG / DANİMARKA yazısına devam et

TOUR OF DENMARK – PART 3

Yeni bisikletle 2 günlük alışma turlarından sonra bu sefer Kopenhag trafiğine çıkmaya hazırım. Ciddi bir bisiklet trafiği var. Hem kurallara uymalı hem de atik ve dikkatli olmalısınız. Özellikle viraj dönerken veya durmadan önce sinyal vermek önemli.

3. gün – 80 km – toplam irtifa 151 m

http://www.strava.com/activities/150296051

Bu sefer tura trenle Køge’ye giderek başladık. Bisikletle birlikte trenin ya ilk ya da son vagonuna binmeniz gerekiyor. Hangi vagona binebileceğiniz hem trenin üzerinde bisiklet işareti ile belirtilmiş hem de bilgi ekranlarında yazıyor. Bisikletleri dayadığınız yerde genelde bisikleti sabitlemek için kullanılabilecek kemerler var. Tabi birden fazla bisikleti üst üste dayayınca başında beklemek gerekebiliyor düşmesin diye.. S-bahnlarda ise ayrıca bisiklet parkı gibi tekerleği sıkıştırabileceğiniz aralıklar var.

Trene bisikleti almak için (s-bahn değilse) ayrıca bisiklet bileti basmanız gerekiyor. Gideceğiniz yerin hangi zone’da olduğuna göre bileti bir kaç kere basmanız gerekebiliyor. Køge’ye giderken safça bir hareket yapıp 2 yolcu bileti 1 bisiklet bileti basıyorum ama iki bisikletimiz var!!! Üstelik kontrole denk gelirsek cezası oldukça yüksek. Trenin ara istasyonlarından birinde koşturarak cihaza gidip tekrar kart basmam gerekiyor. Yerime geri döndükten bir kaç dakika sonra kontrole denk geliyoruz. İyi ki inip tekrar basmışım.

Køge Kopenhag’ın biraz güneyinde, deniz kenarında bir yer. Bu seferki turumuz ağırlıklı olarak sahilde geçiyor. Hemen deniz kenarında yol yok, biraz içeriden gidiyoruz. Hava serin ve yağmurlu. Tam ahmak ıslatan yağmuru. Ne çok rahatsız olup duruluyor, ne de rahat rahat sürülüyor. Islana kuruya bitirdik turu.

Kopenhag’da da bisiklet trafiği beni çok korkutmuştu. Elimi bırakıp sinyal vermek yeni bisikletle benim için bir challenge idi ama üstesinden geldim. Çok da keyif aldım. Meğer kendini trafiğin akışına bırakınca oluyormuş.

Günler de delice uzun o yüzden o kadar uzun süre turlayabiliyorsunuz ki. Turumuzun toplam 8,5 saat (hareketli zaman 5 saat) sürmesine  rağmen -ki evden ancak 13:00’e doğru çıkabilmiştik) ışık yakmadan eve dönebildik çünkü hava 23:30’da kararıyor..

2e762-2466 TOUR OF DENMARK – PART 3 yazısına devam et