SİNGAPUR

Singapur’a gitmeden önce bu şehir-ülke hakkında duyduğumuz iki şey vardı. Birincisi, her yerin aşırı temiz olması ve hatta yere atılmasın diye sakız çiğnemenin yasak olması, diğeri ise Güneydoğu Asya’da gidebileceğimiz en pahalı ülke olması. İkisi de sehir efsanesi değilmiş.

singapur

Pahalılığını duyunca bütçeyi sarsmamak için Singapur’a 3 gün ayırdık. Gelmeden önce bize bir de Couchsurfing’den kalacak kimseyi bulamayacağımız söylendi. Neyse ki bu kısım efsane çıktı 🙂 İki çocuklu bir ailenin yanında kaldık.

Ülkeye iner inmez farkediyorsunuz ki muhteşem bir metro ağı var. Havaalanından şehre yaklaşık 2-3 singapur dolarına gidebiliyorsunuz. İstasyonlardan birinde adım atarak müzik çaldığınız bir platform yapmışlar. Sırtımızda çantalarla hopladık zıpladık.

IMG_7314 (Medium)

Çantaları Little India civarında bir hostele bırakıp dolaşmaya çıktık ve farkına varmadan ülkeyi yürüyüp bitirdik neredeyse.. 😉

Singapur’un simgesi haline gelen Marina Bay Sands oteli ile bir fotoğraf çektirmeden olmazdı. Platformda biz de yerimizi aldık.

DCIM102GOPRO

Bu da şehrin diğer bir simgesi, aslan başlı balık, nam-ı diğer Merlion. Arkadaki gökdelenler tahmin edebileceğiniz gibi iş merkezleriyle dolu. Hafta içi 12:00’ye kadar gökdelenlerin araları bomboşken 12:00-14:00 arasında binlerce insan sokaklarda yemek peşinde koşturmaya başlıyor.

DCIM102GOPRO

Singapur’un bir özelliği de her şeyin yapay olması. Ülkedeki ormanlar bile sonradan yapılmış. Tamamen insan eli her şey. Marina Bay Sands’in arkasındaki Gardens By The Bay de bu yapaylığın bir parçası. İçinde Supertrees denen bir kısım var. Metalden yapılan dev ağaçlar var ve gece müzik eşliğinde ışık show yapılıyor bu ağaçlarda. Yapay ama çok estetik olmuş, yalan yok. Singapur’a gideceklere kesinlikle oradaki ışık şovunu izlemelerini tavsiye ederim. Ücretsiz üstelik.

Supertrees Singapur

Ertesi gün ilk olarak 3 yıl önce İzmir’de CS’ten misafirimiz olan John‘la buluşup birer kahve içtik. Sonra da alışveriş merkezleri ile dolu, Bağdat Caddesi’nin daha bir janjanlısı Orchard Road’da yürüyüş yaptık. Bu arada Murat’ın liseden arkadaşı Ekin’le buluştuk. Dünya küçük, her yerde bir tanıdık bulmak mümkün.

İyi zamana denk gelmişiz, alışveriş merkezleri yeni yıla hazırlanmıştı.

DSCN4565 (Medium)

Singapur’da gezebileceğiniz en güzel yer botanik bahçesi. Biz de kaçırmak istemedik. Biraz yağmurlu bir gezi oldu ama değdi. Yine ücretsiz bir park ve muhteşem olmuş. Burada saatlerinizi geçirebilirsiniz.

DSCN4576 (Medium)

İçerisi değişik değişik bahçelerle dolu. En gözde olanı da orkide bahçesi. Bu kısma 5 singapur dolarına girebiliyorsunuz.

DSCN4591 (Medium)

Parkın çeşitli yerlerinde aşağıdaki uyarılara rastlamak mümkün. Singapur, İsviçre misali yasaklar ülkesi. İş sakızı yasaklamakla bitmemiş tabi. Ülkenin biraz da bu yasaklar sayesinde çok düzenli ve aşırı temiz olduğunu söylemekte yarar var. Sokaklarda dökülen yapraklar dışında herhangi bir çöp görmek pek mümkün değil.

DSCN4568 (Medium)

Seyahate çıkmadan önce bir web sitesinde dünyanın en iyi 10 kitapçısı listesi görmüştüm. Bu kitapçılardan biri de Singapur’daydı ve Singapur için olmazsa olmazlar listeme almıştım. Kitapçının adı Books Actually. Minik ama sevimli bir yer. Benim en çok ilgimi çeken kısmı içinizden gelen parayı ödediğiniz kitapların olduğu bölüm oldu. Bir de raflarda satıcıların önerilerini veya kitaplardaki sevdikleri cümleleri içeren notlar olması çok hoştu.

IMG_7369 (Medium)

IMG_7374 (Medium)

Books Actually Tiong Bahru bölgesinde yer alıyor. İyi ki de bu kitapçının peşinden gitmişiz. Meğer o civarlar “design district” olarak geçiyormuş. Birbirinden güzel dükkanlar ve cafeler var. Aşağıdaki fotoğraflardan biri bir kitapçıya diğeri de bir cafedeki okuma masasına ait.

IMG_7379 (Medium)

IMG_7381 (Medium)

Singapur’un nüfusu ağırlıklı olarak Çin kökenlilerden oluşuyor. Yine Malezya’daki gibi Hint kökenliler ve Malaylar da var. Tabi artık hepsi Singapur vatandaşı olarak geçiyorlar. Nüfusun %10’luk bir kısmı da yabancılardan oluşuyor. Eskiden Singapur’a çalışmaya gidenler kısa sürede vatandaşlık alırken şimdi bu çok zorlaşmış.

Ülkede bir kaç çeşit çalışma vizesi var. Bunlardan biri de vasıfsız işleri yapan kişilere verilen vize. Ülke genelinde temizlik, inşaat, yük taşıma gibi işlerde Singapur vatandaşları çalışmıyor. Bu işler tamamen yabancı işçilere taşere edilmiş durumda. Genelde Hindistan, Pakistan ve Endonezya’dan geliyor bu işçiler ve Singapur’da çalışma kampı benzeri yerlerde yatakhanelerde kalıyorlar. Sabah bir kamyon gelip onları alıp çalışma yerlerine götürüyor, akşam da geri getiriyor. Bu alan dışına çıkmaları yasak. Haftada bir gün çarşı izni misali izinleri oluyor. Bu arada yasa gereği pasaportları işverenlerinde duruyor. Biraz araştırıp incelemek lazım ama dışarıdan bakınca modern kölelikmiş gibi duruyor.

Neyse, Singapur’da ne yediğimize gelirsek. Şehir güzel restoranlarla dolu, fiyatlar biraz yüksek. Hesaplı bir şeyler yemek isterseniz Hawker center denen yerlere gitmeniz lazım. Buralarda değişik tezgahlarda değişik yemekler satılıyor. İstediğinizden alıp ortak alanda yiyorsunuz. Yerellerin genel olarak tercihi buralar oluyor. Singapur’a özgü yemek ne var derseniz söyleyebileceğimiz tek yiyecek “carrot cake”. Carrot cake diye geçse de turptan yapılıyor. Turplu yumurta diyebiliriz kısaca. Siyah olanı biraz daha baharatlı ve soslu oluyor. İyi bir kahvaltılık.

IMG_7353 (Medium)

Değişik yemek alternatifleri bulabileceğiniz bir yer de Chinatown. Etraf turist kaynıyor. Fiyatlar Hawkerlara göre oldukça pahalı.

DSCN4631 (Medium)Gece nehir kenarında yer alan Clarke Quay denen bölge çok hareketli, barlarla dolu. Gece hava o kadar güzeldi ki barların kalabalığına girmek istemedik, birer bira alıp köprülerden birinde oturduk. Köprüde bizim gibi düşünen onlarca insan vardı.

IMG_7384 (Medium)Singapur’dan Bangkok’a uçuşumuz 12:50’deydi ama meşhur havaalanını gezmek için biraz erken gidelim dedik. Havaalanına vardığımızda uçağımızın 1 saat rötar yaptığını öğrendik. Bize havaalanını gezecek bolca zaman kaldı.

Şansımıza jedi kılığına bürünüp Star Wars fotoğrafları çektirebildiğimiz bir ortamla karşılaştık. Yaklaşık bir saat sıra bekledik ama sonunda başarıya ulaştık 🙂

IMG_7423 (Medium)

Havaalanında 3 terminal var ve her terminalde birbirinden eğlenceli atraksiyonlar var. Bunlardan biri de aşağıdaki social tree. Etrafındaki cihazlardan fotoğrafınızı çekiyorsunuz. Bu ağaçta fotoğrafınız dönmeye başlıyor. Vaktiniz varsa eğlenceli bir şey.

IMG_7442 (Medium)

Betondan bunaldım diyenler için ayçiçeği bahçesi mevcut. O da yetmezse orkide bahçeleri, kelebek bahçesi falan var.

IMG_7455 (Medium)

Çok mu sıkıldınız, bilgisayar oyunları, playstation vs oynayabileceğiniz bir kısım da var.IMG_7466 (Medium)

Adamlar resmen şehir atraksiyonu gibi havaalanı planlamışlar. Havaalanında gezeyim derken saatin farkına varmayıp uçağı kaçırmak çok olası.

Singapur’da 2,5 güne bir dolu aktivite sıkıştırıyoruz. Çok yoruluyoruz ama bir yandan yetiyor da.. Şimdi istikamet Bangkok, ardından da gece treni ile Tayland’ın kuzeyindeki Chiang Mai.

Gülen

YORUMUNUZU BİZLE PAYLAŞMAK İSTER MİSİNİZ?

  1. Sentosa adası eksik kalmış. Bi sonraki sefere artık.

  2. Keyifle okudum, santosa yi bir dahaki sefere kesin gezin, çok eğlenceli..Bol şans ikinize de